İlkçağda Uluslararası İlişkiler | Tarih Dersi Tarih Öğretmeni

İlkçağda Uluslararası İlişkiler (Uluslararası İlişkiler Ders notu)

İLK ÇAĞ’DA ULUSLARARASI İLİŞKİLER

Bu dönem; Avrupa’da önce Antik Yunan, sonra Makedonya Krallıklarının, arkasından da Roma İmparatorluğumun döneme damgasını vurduğu yıllardır. Aynı dönemde Mezopotamya’da MÖ 3000’lerde önce Sümerler sonra Asurlular ve Babiller yaşamışlardır. Anadolu’da ise özellikle MÖ 2000’den itibaren Hititler (MÖ 2000-700), Frigyahlar (MÖ 750-609), Lidyalılar (MÖ 700-546), İyonyalılar (MÖ 900-546) ve Urartular (MÖ 900-585) bulunmuşlardır.

 

Anadolu’da ilk siyasi birlik Hititler tarafından kurulmuş, tarihteki ilk yazılı antlaşma olarak bilinen Kadeş Antlaşması da Hititler’le Mısırlılar arasında MÖ 1280’de yapılmıştır. Ayrıca ilk ordu Sümerler ile Akadlar zamanında kurulmuştur. Tarihteki Asya ile Avrupa arasındaki ilk kültürel etkileşim Büyük İskender’in Asya Seferi sırasında yaşanmıştır. Ayrıca ilk anayasayı Babiller yazmış, ilk ticaret kolonilerini ise İyonyalılar tarafından kurulmuştur.

 

MÖ VIII. yüzyıl ile MÖ IV. yüzyıl arasındaki dönemde varlıklarını sürdüren Antik Yunan kent devletleri arasında en çok öne çıkan Atina ve Sparta’dır. Bunların dışında Korint ve Tebai gibi başka kent devletleri de bulunuyordu.

 

Sokrates, Eflatun (Platon) ve Aristo gibi filozoflar ile Herodot ve Thucydides gibi tarihçiler Atina’da yaşadığı için Atina hakkında daha fazla bilgi bulunmaktadır. İlgili dönemde Atina bir bakıma Helen uygarlığının merkezi haline gelmiştir. Thucydides tarafından anlatılan Peloponezya (Mora) Savaşları MÖ 431’de Atina ile Sparta arasında yaşanmış olup, Thucydides’e göre savaş Atina’nın Helen dünyasında üstünlük kurmasından endişeye kapılan Sparta’nın aralarındaki barış antlaşmasını bozarak Atina’ya savaş açmasıyla başlamıştır. Deniz üstünlüğü Atina’nın elinde bulunurken kara üstünlüğü Sparta’da bulunmaktaydı. 27 yıl süren savaş sonunda herhangi bir taraf diğerine kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.

 

Makedonya Krallığı MÖ VII. yüzyılda doğmuştur. Krallık; MÖ V ve MÖ IV. yüzyılda Yunan politikasında küçük roller oynarken bölgeye hâkim olmaları, Atina ve Sparta arasındaki savaşlar sonunda söz konusu Yunan kent devletlerinin zayıflamasından kaynaklanmıştır.

 

Atina ve Sparta’nın zayıf durumundan yararlanarak bölgeyi denetimi altına almaya çalışan Persleri yenen İskender, bu bölgedeki Pers egemenliğine son vererek Helen dünyasına hâkim oldu. İskender; Mısır, İran, Mezopotamya, Pakistan ve Hindistan’a kadar olan Pers egemenliğini sona erdirerek söz konusu toprakları kontrolü altına aldığında tarih MÖ 326’yı gösteriyordu. Büyük İskender dönüş yolunda MÖ 323’te ölmüştür. Ancak ele geçirdiği topraklarda Yunanlar denetimlerini bir süre daha sürdürmüştür.

 

Antik Roma tarihi ise MÖ IX. yüzyılda İtalya Yarımadasında kurulan Roma kent devletiyle başlamıştır. Zamanla tüm Akdeniz’i çevreleyen muazzam bir imparatorluk olan ve bir medeniyetin adı haline gelen Roma İmparatorluğumun bölgeye hâkimiyeti, Büyük İskender’den sonra MÖ II. yüzyılda Makedon ve Yunan topraklarında denetimi ele geçirmesiyle başlamıştır. Yaklaşık 12 yüzyıl boyunca varlığını Roma İmparatorluğu 395’te Batı Roma İmparatorluğu ve Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans İmparatorluğu) olarak ikiye bölündü. Batı Roma İmparatorlu-ğu’nun 476 yılında sona ermesi Orta Çağ’ın başlangıcı olarak da kabul edilir. Öte yandan İstanbul’dan yönetilen Doğu Roma İmparatorluğu, 1453 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.

 

Mezopotamya’da (Fırat ve Dicle nehirleri arası) ilk uygarlık Orta Asya kökenli Sümerler tarafından kurulmuştur. Onları Arabistan kökenli Sami göçleri sonucu kurulan Akad, Babil ve Asur ile İran uygarlıkları olarak bilinen Med ve Pers uygarlıkları izlemiştir.

 

Mezopotamya uygarlığının kurucuları Sümerlerdir. Dolayısıyla Mezopotamya’da uygarlık MÖ 3000 yıllarında Sümerlerle başlar. Yazıyı ve astronomiyi ilk defa Sümerler bulmuşlardır. Tarihte ilk yazılı hukuk kuralları da Sümerler tarafından oluşturulmuştur. Bu özellikleri ile Sümerlere dünyadaki ilk hukuk devleti denebilir. Sümerler de devlet kentlerden oluşmuştu ve her kent surlarla çevriliydi. Krallarla yönetilen ülkede kral hem askerî hem siyasi hem de dinsel otoriteydi. Sümerlerde toplum genelde soylular, rahipler, hürler ve köleler gibi sınıflara ayrılmaktaydı. Bununla birlikte köleliği yasaklayan ilk yasalar Sümerler tarafından yapılmıştır.

 

Sümerler, Sami Irkı’na mensup bir başka kavim olan Akadlar tarafından MÖ 2350’de yıkılmışlardır. Akadlar, yukarı Mezopotamya’ya yerleşmişler ve tarihte ilk düzenli orduyu kurmuşlardır. Akadlar, Sümerleri yıktıktan sonra Güneydoğu Anadolu, Suriye ve Lübnan bölgelerini ele geçirerek tarihte ilk imparatorluğu kurmuşlardır.

 

Mezopotamya’daki Sümerlerin çağdaşı MÖ 4000-3000 yıllarında Mısır, Çin ve Hint uygarlıklarıydı. Fakat bunlardan özellikle Çin uygarlığı içinde Türk ve Moğol toplulukları da bulunmaktaydı. Önceleri ticaret dolayısıyla Batı ve Mezopotamya uygarlığı ile etkileşimde bulunan bu bölgedeki uygarlıkların MÖ VII. yüzyıldan itibaren savaşlar dolayısıyla etkileşimlerinde artış olmuştur. Hint uygarlıklarının Avrupa ve Mezopotamya uygarlıklarıyla etkileşimi özellikle MÖ V. yüzyıldan itibaren başlamıştır. Anadolu bu dönemde Avrupa ve Mezopotamya uygarlıklarının buluştuğu ve etkileştiği bir alan haline gelmiş ve bu etkileşim MÖ 2000 yılından itibaren yoğunlaşmıştır.

Birinci Babil Devleti, MÖ 2200’de Sami Irkı’ndan Amurrular tarafından Babil’de kurulmuş mutlak monarşiye dayalı bir askerî devletti. Eski Sümer toprakları üzerinde kurulmuş olan Babil devleti, MÖ XVIII. yüzyılda bütün Anadolu ve İran’ı egemenliği altına aldı. Babil hükümdarı Hammurabi ise rahiplik yetkisini başkalarına devrederek ilk laik hükümdar ünvanını almıştır. Babillerde ordular piyade ve arabalı süvarilerden oluşuyordu. Hammurabi, tarihte ilk anayasayı hazırlayan kişi olarak da bilinir. Babilliler güneş saatini keşfetmiş Ay ve Güneş tutulmasının sırlarını araştırmışlardır. Tarihteki ilk Babil Devleti MÖ XVI. yüzyılda Hititler tarafından yıkılmıştır.

Asurlular ise Kuzey Irak’ta Dicle kıyısında bulunan Asur şehri ve çevresinde yaşayan bir Sami toplulukken özellikle MÖ 2000 sonrası Doğu-Batı arasındaki ticaretten faydalanarak gelişmiş ve topraklarını genişleterek ülkelerini bir imparatorluğa dönüştürmüşlerdir. Asurlular, ilk atlı ve düzenli orduyu kurmuşlardır.

Anadolu’da uygarlık MÖ 3000 yıllarına kadar gitmekle beraber, Anadolu’nun tarih sahnesine çıkışı MÖ 1950’de Asurlularla başlamıştır. Asurlular Kayseri’ye kadar ilerlemişlerdir. Öte yandan Anadolu’da kalıcı uygarlık kuran devletler; Hititler (MÖ 2000-700), Frigyalılar (MÖ 750-609), Lidyalılar (MÖ 700-546), İyonyalılar (MÖ 900-546) ve Urartular (MÖ 900-585) olmuştur.

 

Hititler, MÖ 2000’li yıllarda Hattuşaş (Boğazkale-Çorum) merkez olmak üzere kurulmuş bir uygarlıktır. Hititlerin Karadeniz’in kuzeyinden, yani Kafkaslar’dan Anadolu’ya geldikleri tahmin edilmektedir. Kızılırmak dolayına yerleşen Hititler, daha sonra Anadolu’nun büyük bir kısmına egemen olmuşlardır. Suriye hâkimiyeti için Mısırlılarla savaşlar yapılmış (MÖ 1296-1280), savaş sonunda tarihin ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşması (MÖ 1280) imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Kuzey Suriye ve Kadeş Hititlere; Kadeş’in güneyinde kalan Suriye toprakları ile Filistin ise Mısırlılara bırakılmıştır. Hititlerin egemenliği, Frigler, Urartular ve Asurlar’ın saldırıları sonunda MÖ 700’lerde sona ermiştir.

MÖ 1200 yıllarında Anadolu’ya Avrupa’dan gelerek yerleşen Frigyalılar (Frigler) Hititlerin yıkılmasıyla MÖ 750 yıllarında Gordion (Polatlı-Ankara) merkez olmak üzere bir devlet kurmuşlardır. Kurucusu Gordios’tur. Devletin en önemli hükümdarı Midas’tır. Frigler savaşçı bir devletti. Hititlerle savaşarak onların topraklarının büyük bir kısmını ele geçirmişlerdir. Asurlarla Anadolu hâkimiyeti için savaşmışlardır. Kimmer, Lidya ve Pers saldırıları sonunda MÖ 700’de yıkılmışlardır.

 

Lidyalılar MÖ 1200 yıllarında Kafkasya’dan Anadolu’ya gelerek Batı Anadolu Bölgesinde yer alan Büyük ve Küçük Menderes ile Gediz Irmakları arasındaki verimli topraklara yerleşmişlerdir. MÖ VII. yüzyılda Sard (Salihli-Manisa) merkez olmak üzere bir devlet kurmuşlardır. Kuruldukları yıllarda Hitit ve Frigyalılarla savaşmışlardır. MÖ 585 yılında Medlerle yaptıkları anlaşmayla Kızılırmak’a kadar sınırlarını genişletmişlerdir. Kroisos (Karun) döneminde devlet en parlak günlerini yaşamıştır. Ülke altın ile dolmuştur. Lidyalılar döneminde zayıf bir paralı ordu sistemi benimsendiğinden bu durum ülkenin savunulmasını güçleştirmiştir. Persler ile yaptıkları savaşı kaybeden Lidyalılar MÖ 546’da yıkılmış ve Anadolu tamamen Pers hâkimiyetine girmiştir.

Urartular MÖ 900 yılında Asya’dan gelerek Doğu Anadolu’da Tuşpa (Van) merkez olmak üzere Sardun tarafında bir devlet kurmuşlardır. Hazar Denizi, Malatya, Erzurum, Erzincan, Musul, Halep’te denetimi sağlayan Urartular komşuları Persler (İran) ile sürekli mücadele etmişlerdir. Urartu devleti, MÖ 585’te Medler tarafından yıkılmıştır.

İyonyalılar, Frigler gibi Avrupa kökenliydi. İyon Devleti MÖ XII. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuştur. Ancak tarih sahnesine çıkışlarının MÖ 900 yılında olduğu kabul edilir. Kent devletleri şeklindeki bu devlet, oligarşiden çok demokrasiye yakındı. Başlıca şehirleri İzmir, Efes, Milet ve Foça’ydı. Anadolu uygarlıkları içerisinde bilim alanında en önde geleni İyonyalılar olmuştur. Astronomi ve geometride Tales, geometri ve matematikte Pisagor, Coğrafya’da Ksenefon, Tıp’ta Hipokrat ve tarihin babası sayılan Heredot İyonyalıydı. İyonyalılar; önce Lidyalılar, arkasından Perslerin saldırıları sonunda MÖ 546 yılında yıkılmıştır.

İlk Çağ’da henüz bir uluslararası sistemin oluşmadığı, birbiriyle düzenli etkileşim ve ilişki içinde olmayan ancak kendi içinde hiyerarşik bir yapıya sahip kent devletlerinden oluşan farklı imparatorluk sistemlerinin söz konusu olduğu bir yapı hâkimdir. Farklı sistemlerin oluşturduğu bu yapılar, birbirleriyle düzenli ve bağımlı bir ilişki içinde olmadıkları için özellikle XX. yüzyılın başından itibaren ortaya çıkan günümüz uluslararası sisteminden oldukça farklı bir görünüme sahiptir.

Hakkında Yorgun

Yorgun
Yorgun... Bir tarih öğretmeni... En iyisini bildiğini iddia etmiyor... Öğrenmeye ve bildiğini,bildiği kadarıyla öğretmeye çalışıyor...

Bir cevap yazın