Zap Suyu Savaşı

ZAP SUYU SAVAŞI

Emevîler’le Abbâsîler arasında meydana gelen ve Emevîler’in yıkılışıyla sonuçlanan savaş (132/750).

Şehrizor üzerine gönderilen Abbâsî Emîri Ebû Avn Abdülmelik b. Yezîd el-Ezdî, karşısına çıkan Emevî ordusunu yendikten sonra (20 Zilhicce 131/10 Ağustos 749) Dicle’nin kuzeyini hâkimiyeti altına aldı. Son Emevî Halifesi II. Mervân bunu haber alınca Suriye ve el-Cezîre askerlerinden oluşan büyük bir orduyla (100.000, 120.000 veya 150.000 kişi) Harran’dan Musul’a hareket etti. Dicle’nin kollarından Büyük Zap suyuna ulaşınca müstahkem bir mevkide kurulan ordugâhının etrafı hendekle çevrildi. Bu sırada ona karşı hazırlık yapan Ebû Avn, Ebû Seleme el-Hallâl tarafından gönderilen takviye kuvvetleriyle gücünü arttırdı. Diğer taraftan Kûfe’de Abbâsîler’in ilk halifesi olarak biat alan Ebü’l-Abbas es-Seffâh, amcası Abdullah b. Ali’yi ordusunun başına getirerek emrine verdiği kalabalık birliklerle Musul’a yolladı. Sevk ve idareyi Ebû Avn’dan devralan Abdullah b. Ali, 20.000 kişiden meydana gelen ordusunu nehrin doğu yakasında Telküşâf’ın yakınında konuşlandırdı.

Yukarı Zap suyunun iki yakasında ordugâh kuran iki ordu arasındaki ilk çatışmalar 2 Cemâziyelâhir 132’de (16 Ocak 750) başladı. Nehrin sığ bir noktasını tesbit ettiren Abdullah b. Ali’nin 5000 kişilik birliğin başında gönderdiği Uyeyne b. Mûsâ ile Emevî birlikleri arasındaki ilk çatışma akşama kadar sürdü. Ertesi gün II. Mervân karşı tarafa geçmek için nehrin üzerine bir asma köprü kurdurdu. Yakınlarının engelleme çabalarına rağmen askerin tamamını karşı yakaya geçirdi. Bunun ardından çatışmalar giderek şiddetlendi. II. Mervân, oğlu Abdullah’ı Abbâsî ordusunun alt tarafında kalan bir mevkide hendek kazmakla görevlendirmişti. Bu sırada Abdullah’ın Velîd b. Muâviye b. Mervân kumandasında gönderdiği birlik, bir gece baskınıyla Abbâsî birliklerine ağır zayiat verdirdikten sonra sabaha karşı geri döndü. Asıl savaş o günün sabahında 11 Cemâziyelâhir 132 (25 Ocak 750) tarihinde Büyük Zap suyunun sol yakasında cereyan etti. Abdullah b. Ali, ordugâhında Muhammed b. Sûl’ü vekil bıraktıktan sonra sabahın erken saatlerinde askerleriyle birlikte taarruza geçti. Kendisi ordunun merkezine, Ebû Avn sağ kanada, Mûsâ b. Kâ‘b da sol kanada kumanda ediyordu. Öte yandan II. Mervân ordusunu yeniden tanzim etti ve her birinde 1000’den fazla asker bulunan 100 tabur halinde düzenledi (Ezdî, s. 130). Kendisi 30.000 askerle merkezde kaldı; sağ kanat birliklerini oğlu Abdullah’ın, sol kanat birliklerini damadı ve Dımaşk Valisi Velîd b. Muâviye b. Mervân’ın emrine verdi.

İlk çarpışma Velîd b. Muâviye’nin Ebû Avn kumandasındaki birliklere saldırmasıyla başladı. Saldırı karşısında Abbâsî ordusunun sağ kanadı bozguna uğrayıp merkezdeki kuvvetlerin bulunduğu yere doğru çekilmeye başladı. Bu sırada atından inen Abdullah b. Ali askerlerine de atlarından inerek çarpışmalarını emretti. Onların arkasına süvari birliklerini yerleştirdi. Askerlerini teşvik etmek için, “Yâ Muhammed (Muhammed b. Ali), Yâ Mansûr! Yâ le-sârâti İbrâhîm el-İmâm!” diye bağırarak başta İmam İbrâhim olmak üzere Hz. Hüseyin, Zeyd b. Ali ve oğlu Yahyâ’nın intikamını almalarını istedi. Atlarından inen Abbâsî askerleri ok ve mızraklarla Emevî süvarilerine saldırdı. Bu taktik işe yaradı ve Suriye birlikleri gerilemeye başladı. Çekilmeyi durdurmaya çalışan II. Mervân aynı taktiği uygulamak istediyse de askerlerine söz geçiremedi (Belâzürî, IX, 318). Bunun üzerine askerlerine kahramanca savaşmaları halinde ordugâhtaki bütün mal ve paraları kendilerine dağıtacağını bildirdi. Bunu duyan askerlerden bir kısmının ordugâha doğru koşması diğerlerinin mâneviyatını bozdu. Mervân da oğlu Abdullah’a malları yağmadan koruması için emrindeki birliklerle ordugâha gitmesini emretti. Ancak Abdullah’ın bayrağıyla birlikte ordugâhın bulunduğu tarafa gittiğini gören diğer birlikler yenilgiye uğrayıp geri çekildiklerini zannetti ve, “Bozgun var, geri çekilin!” bağrışmaları üzerine umumi bozgun başladı (Taberî, VII, 435; el-ǾUyûn ve’l-ĥadâǿiķ, III, 203). Neticede II. Mervân geri çekilmek zorunda kaldı. Nehrin karşı yakasına geçiş sırasında köprü üzerinde yaşanan izdiham yüzünden Emevî askerlerinden pek çoğu nehre düşüp boğuldu. Ayrıca Mervân’ın Abbâsî kuvvetlerinin kendilerini takip etmesini önlemek için asma köprüyü yıktırması yüzünden henüz nehri geçememiş olan Emevî askerlerinin bir kısmı boğuldu (Ezdî, s. 130). Hatta nehirde boğulanların çatışma sırasında ölenlerden daha fazla olduğu söylenir. II. Mervân’ın sağ kurtulduğu bu savaşta sâbık halife İbrâhim b. Velîd ve Yahyâ b. Muâviye b. Hişâm başta olmak üzere Emevî ailesinden çok sayıda kişi öldü. Abdullah b. Ali köprüyü tekrar kurdurdu ve Mervân’ı takibe koyuldu. Abbâsî birliklerinin önünden kaçmaya çalışan II. Mervân, Yukarı Mısır’ın Bûsîr köyünde kendisine ulaşan Abbâsî kuvvetleriyle girdiği çatışmada öldürüldü (26 Zilhicce 132/5 Ağustos 750). Böylece Emevî Devleti tarihe karışmış oldu. II. Mervân’ın Zap Suyu Savaşı’nı kaybetmesi, ordusunda Mudarî ve Yemenî kabileler arasındaki rekabete ve özellikle Suriyeli askerlerin kendisine kırgınlığına bağlanmıştır. Mervân, Kaysîler’i Yemenliler’e tercih ediyordu. Bu sebeple orduya ganimet amacıyla katılan Yemenli askerler tehlike anında Mervân’ı yalnız bırakmış, Kaysî kabileler de kendilerinden beklenen fedakârlığı göstermemiştir. II. Mervân’ın müstahkem ordugâhını terkedip nehrin karşı tarafına geçmesi yenilginin ikinci önemli sebebi sayılmaktadır.

Hakkında Yorgun

Yorgun

Yorgun… Bir tarih öğretmeni… En iyisini bildiğini iddia etmiyor… Öğrenmeye ve bildiğini,bildiği kadarıyla öğretmeye çalışıyor…

Bir Cevap Yazın