Ana Sayfa / Tarih Kültürü

Tarih Kültürü

Aforoz

Tarih Sözlüğü Ansiklopedisi

AFOROZ Kilise hukukuna göre, yetkili dinî şahsiyetler veya meclisler tarafından suçlu görülen bir hıristiyanın cemaatten çıkarılması. Latince’si excommunicatio olan aforoz Türkçe’ye, Yunanca “dışarda bırakma, dışarı çıkarma, kovma” mânalarına gelen aphorozein sözünden geçmiştir. Topluluğun, kendisine karşı olanlarla ilgili bir savunma vasıtası olan “cemaatten çıkarma” cezasına bütün eski dünya kavimlerinde rastlanmaktadır. Kitâb-ı Mukaddes’te lânetleme ve beddua, bazı sosyal haklardan mahrum etme cezasından …

Devamını Okuyun »

ÂDİLŞÂHÎLER

ÂDİLŞÂHÎLER Hindistan’ın güneybatısındaki Bîcâpûr bölgesinde hüküm süren bir Türk hânedanı (1489-1686). Hânedanın kurucusu Yûsuf Âdil Han, Behmenî Devleti’nin (1347-1527) meşhur veziri Mahmud Gavân’ın hizmetinde bir gulâm idi. Yûsuf Âdil zamanla Behmenî sarayında terfi ederek Devletâbâd valiliğine tayin edildi. Behmenî hânedanının çöküşüne sebep olan entrika ve mücadelelerde faal bir rol oynadı ve daha sonra Bîcâpûr valisi oldu. Behmenî Devleti’nin yıkılmasından sonra …

Devamını Okuyun »

Adem-i Merkeziyet

ADEM-i MERKEZİYET Mahallî idarelere geniş yetkiler tanıyan ve II. Meşrutiyet’ten sonra Prens Sabahattin tarafından Türk yönetim sistemi için teklif edilen temel ilke. Avrupa’da, feodal düzenin ortak özelliklerinin değişmeye başlamasından sonra yerine nasıl bir teşkilâtlandırmanın geçeceği meselesi uzun süren bir çatışma devri açtı. İngiltere ve Fransa’da feodal dağınıklık, yerini zamanla gittikçe güçlenen bir merkezî idareye bıraktı. Senyörlerin ve kilisenin mahallî hükümranlık …

Devamını Okuyun »

Suûdîler

SUÛDÎLER (آل سعود) Bugünkü Suûdî krallarının mensup olduğu hânedan. Klasik kaynaklarda Adnânîler’den Aneze’ye mensup bir kol olarak zikredilir. Buna göre ailenin nesebi Aneze kabilesinin Mesâlîh koluna dayanır. Ancak son yıllarda ailenin de bizzat benimsediği ve literatüre giren görüşe göre soylarının Aneze ile kesişmekle birlikte Benî Hanîfe kabilesinden geldiği belirtilir. Şu anda kullanılan Âl-i Suûd ismi, Suûd b. Muhammed b. Mukrin …

Devamını Okuyun »

DÜRRÎZÂDE ABDULLAH EFENDİ

DÜRRÎZÂDE ABDULLAH EFENDİ (ö. 1828) Osmanlı şeyhülislâmı. 1183’te (1769-70) İstanbul’da doğdu. Şeyhülislâm Dürrîzâde Mehmed Ârif Efendi’nin oğludur. Babasından ve devrin tanınmış bilginlerinden tahsil gördü. 1196’da (1781-82) icâzet alarak müderrislik hakkını kazandı. Babasının şeyhülislâmlığı sırasında önce İzmir, sonra Galata kadısı oldu. III. Selim’in, babası Şeyhülislâm Mehmed Ârif Efendi’yi konağında ziyareti sırasında bir lutuf olarak kendisine Mekke kadılığı pâyesi verildi. Daha sonra …

Devamını Okuyun »

ABDULLAH CEVDET

ABDULLAH CEVDET (1869-1932) Son devir fikir ve siyaset adamı, Jön Türk hareketini başlatanlardan biri. 9 Eylül 1869’da Arapkir’de doğdu. Babası Diyarbekir Birinci Tabur Kâtibi Ömer Vasfi Efendi’dir. İlk öğrenimini Hozat ve Arapkir’de yaptı. Ma‘mûretülazîz Askerî Rüşdiyesi ile Kuleli Askerî Tıbbiye İdâdîsi’ni bitirdikten sonra Mekteb-i Tıbbiye’ye kaydoldu. Bu dönemde adı geçen mektepte biyolojik materyalist eğilimler hâkim durumdaydı. Kendisi ailesinde dinî eğilimin …

Devamını Okuyun »

Aliya İzzetbegoviç

Aliya İzzetbegoviç 4 yıl süren savaşta halkının liderliğini büyük bir cesaretle, azimle yaptı. Saraybosna bombalanırken burayı terk etmedi. Siyasi önderliğinin yanısıra entellektüel kapasitesi ve eseleriyle yarınlara mesaj bıraktı.   8 Ağustos 1925’te doğan, Bosna’nın yetiştirdiği ‘Bilge Kral’ İslami hassasiyetlere sahip bir aile ortamında yetişti. Lise döneminde İslami konulara ilgisi ile Meladi Muslumani ( Müslüman Gençler Kulübü)  adındaki bir fikir örgütüne …

Devamını Okuyun »

HAZRET-İ HÜSEYİN (R.A.)

HÜSEYİN (الحسين) Ebû Abdillâh el-Hüseyn b. Alî b. Ebî Tâlib el-Kureşî el-Hâşimî eş-Şehîd (ö. 61/680) Hz. Peygamber’in torunu, Hz. Fâtıma ile Hz. Ali’nin küçük oğlu, Kerbelâ şehidi. 5 Şâban 4 yılında (10 Ocak 626) Medine’de doğdu. “Şehîd” lakabıyla meşhurdur. Göğsünden aşağısının dedesine çok benzediği rivayet edilir. Doğduğu zaman Hz. Peygamber, ağabeyi Hasan’a yaptığı gibi o güne kadar Araplar’ca pek bilinmeyen …

Devamını Okuyun »

KERBELÂ

KERBELÂ (كربلاء) Hz. Hüseyin’in türbesinin bulunmasından dolayı Şiîler’ce kutsal sayılan şehir. Bağdat’ın yaklaşık 100 km. güneybatısında yer alan Kerbelâ’nın İslâm tarihindeki şöhreti, Hz. Hüseyin ile ailesi fertlerinin 10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) tarihinde Emevîler’ce şehid edildikleri yer olması ve kabirlerinin burada bulunmasından kaynaklanmaktadır. Hz. Ali’nin medfun olduğuna inanılan Necef’ten sonra ikinci atebedir (bk. ATEBÂT). Kerbelâ isminin Akkadca “sivri külâh” …

Devamını Okuyun »

Hicret

HİCRET (الهجرة) Dinî sebeplerle bir yerden diğer bir yere göçme ve özellikle Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayı. Sözlükte “terketmek, ayrılmak, ilgisini kesmek” anlamına gelen hecr (hicrân) masdarından isim olan hicret “kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisânen veya kalben ayrılıp uzaklaşması” demektir; ancak kelime daha çok “bir yerin terkedilerek başka bir yere göç edilmesi” anlamında kullanılır. Terim olarak genelde …

Devamını Okuyun »