Ana Sayfa / Tarih Kültürü

Tarih Kültürü

Zemzem

Tarih Sözlüğü Ansiklopedisi

Kâbe yakınındaki kuyudan çıkan, müslümanların büyük değer verdiği su. Mescid-i Harâm’da Hacerülesved’in tam karşısında Kâbe’ye 19 m. uzaklıkta yer alır. Suya bu isim “bol ve akıcı olma, Cebrâil’in konuşma sesi, akarken çıkardığı ses, şimşek sesi, nereden geldiği belli olmayan ses” anlamlarındaki zemzem ile (zemzeme, zemmezem, zümmezim, zemmizem) arasında bir ilişki kurularak verilmiştir. Hz. İsmâil’in annesi Hâcer’in, uzun arayışlardan sonra İsmâil’i …

Devamını Okuyun »

Zülfikar

Resûl-i Ekrem’in Hz. Ali’ye verdiği meşhur kılıç. Sözlükte “sahip” anlamındaki zû ile “omurga, boğum” mânasına gelen fekār kelimelerinden oluşan zülfekār Hz. Ali’nin iki tarafı keskin, ortası yivli kılıcının adıdır. Kelime Türkçe’ye zülfikar şeklinde geçmiştir. Hz. Peygamber, Bedir Gazvesi’nde ele geçirilen ganimetleri savaşa katılanlar arasında taksim ederken uzunluğu yedi karış, eni bir karış olduğu belirtilen (Ya‘kūbî, II, 88) boğumlu bir kılıcı …

Devamını Okuyun »

Züleyha

ZÜLEYHA Yûsuf kıssasının kadın kahramanı. Kur’an’da Yûsuf sûresinde Mısır azizinin eşi ve Yûsuf’a âşık olan kadın olarak yer almasına rağmen Züleyhâ’nın (Zelîhâ) adı geçmez. Tevrat’ta da Mısır azizinden Potifar adıyla söz edilirken eşinin adı verilmez, sadece İslâm sonrası bir yahudi literatüründe (Yashar wa-Yesheb) Züleyha diye anılır. Potifar Arapça kaynaklara Itfir, Kıtfîr, Katîfir, Kutayfer şeklinde intikal etmiş, karısından Zelîha/Züleyha veya Râil/Raîlâ …

Devamını Okuyun »

Zemindar

Tarih Sözlüğü Ansiklopedisi

Eskiden Hindistan’da toprak ve emlâk sahipleri için kullanılan bir terim. Farsça zemîn (toprak) kelimesiyle dâr (sahip olan) sıfatından oluşan zemîn-dâr “toprak ve arazi sahibi” demektir. Bazı sözlüklerde “arazi müfettişi” diye açıklanır. Terim olarak Hindistan’da Delhi Sultanlığı, Bâbürlüler ve İngiliz sömürgesi dönemlerinde bir mülkü babadan oğula miras yoluyla veya köylüler arasında saygınlık kazanmakla yahut satın almak suretiyle elde edenleri ve kırsal …

Devamını Okuyun »

Bayramzâde Zekeriyyâ Efendi

(ö. 1001/1593) Osmanlı şeyhülislâmı. 920’de (1514) Ankara’da doğdu. Ankaralı Bayram Efendi’nin oğludur. İlk eğitimini Ankara’da aldıktan sonra İstanbul’a giderek Sahn-ı Semân müderrisi Arapzâde Abdülbâki Efendi ve daha sonra Mâlûl Emîr Efendi’ye intisap etti. 950’de (1543) Emîr Efendi ikinci defa Mısır kadısı olduğunda onunla beraber Kahire’ye gitti. Emîr Efendi Anadolu kazaskerliğine getirilince mülâzemetini ondan aldı. İlk görevi Bursa Hamza Bey Medresesi …

Devamını Okuyun »

Zaptiye

ZAPTİYE Osmanlı Devleti’nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli kuruluşlara verilen ad. İslâm’ın zuhurundan itibaren varlığı bilinen zâbıta işleri Emevîler devrinde kurumlaşmaya başlamıştır. Bu dönemde şurta teşkilâtının başında bulunan görevli doğrudan kadıya bağlı olarak hizmet görmekteydi. Eski Türkler’de zâbıta işlerinden subaşı denilen görevliler sorumluydu. İslâmiyet’in kabulünden sonra Karahanlı, Gazneli ve Selçuklular’da kullanılan bu unvan Osmanlılar’a da geçti. Osmanlılar fethedilen yerlere sancak beyi …

Devamını Okuyun »

Rüstemîler

RÜSTEMÎLER Cezayir’de hüküm süren İslâm hânedanı (777-909). Adını kurucusu olan İran asıllı Abdurrahman’ın babası Rüstem’den almıştır. Bir süre Kayrevan’da okuduktan sonra İbâzıyye mezhebiyle ilgili tahsilini tamamlamak için Basra’ya giden Abdurrahman b. Rüstem beş yıl Ebû Ubeyde Müslim b. Ebû Kerîme’den öğrenim gördü. Ebû Ubeyde, dâî olarak yetiştirdiği Abdurrahman’ın da içinde bulunduğu beş öğrencisini Kuzey Afrika’ya göndererek İbâzî davetini organize etmekle …

Devamını Okuyun »

Zaloğlu Rüstem

Zaloğlu Rüstem İran millî destanının en güçlü kahramanı. Pehlevî edebiyatında Rostahm ve Rostethem şekillerinde geçer ve “iri yapılı, güçlü” anlamını taşır; bazan da aynı mânadaki “Tehemten” lakabıyla birlikte kullanılır. Aslında Zaloğlu Rüstem’in Eşkânî ileri gelenlerinden bir kahraman olduğu ve millî destana girmesiyle birlikte kendisine birtakım olağan üstü efsanevî özellikler atfedildiği sanılmaktadır. Hakkında en geniş bilgiyi veren Firdevsî’nin Şâhnâme’sine göre Rüstem, …

Devamını Okuyun »

Zâbit

Tarih Sözlüğü Ansiklopedisi

ZÂBİT Osmanlılar’da yönetici, askerî görevli ve subay anlamında bir unvan. Sözlükte, “tutan, zapturapt altına alan, yöneten kimse” anlamına gelir. Daha ziyade askerî bir unvan olarak kullanılmış, zâbitân şeklinde çoğulu da yapılmıştır. Evkaf zâbiti, vilâyet zâbiti vb. örneklerde görüldüğü gibi zâbitler, genellikle bir işin yapılmasını veya bir yerin denetlenmesini belirten görev yeriyle birlikte anılmıştır. Farsça’da “tahsildar” anlamındaki kelimenin Osmanlı döneminde “zâbit-i …

Devamını Okuyun »

Zeâmet

Tarih Sözlüğü Ansiklopedisi

ZEÂMET Osmanlı timar sisteminde 20.000 akçeden fazla dirlik tasarrufuna verilen ad. Osmanlı askerî teşkilâtı terminolojisinde genel olarak askerî hizmette bulunanlara verilen, 20.000 ile 100.000 akçe arasındaki dirlikleri ifade eder. Bu dirlikleri tasarruf eden kimselere zaîm denilir. Osmanlı kanunnâmelerinde şöyle tarif edilir: “Zeâmet şuna derler ki kâmil yirmi bin akçelik üzere veyahut daha ziyade ile bir kimseye berat olmuş ola. Yirmi …

Devamını Okuyun »