Abdurrahman Han

ABDURRAHMAN HAN

(1844- 1901)

 

Afgan emîri (1880-1901).

 

Çocukluğu Kabil’de, gençliği, babası Efdal Hanın 1850’den itibaren başla­yan Belh valiliği dolayısıyla Afgan Türkistanı’nda geçti. Dedesi Dost Muham­med Han’ın Bedahşan, Katagan, Dervaz ve Pamir bölgelerini içine alan geniş sa­hayı hâkimiyeti altına alırken giriştiği harekâta o da katıldı. Dedesinin 1863’te ölümünden sonra amcası veliaht Şîr Ali Han, Afgan tahtına çıktı. Fakat babası Efdal Han ile diğer amcası Azam Han, Şîr Ali’yi emîr olarak tanımadılar. On­ların bu tutumu Afganistan’da 1868″e kadar devam eden kanlı bir iç savaşın başlamasına sebep oldu. O, bu iç savaş­ta amcası Şîr Ali’ye karşı büyük bir ce­saret ve maharetle savaştı, hatta Kabil’i işgal ederek babası Efdal Han’ın emirli­ğini ilân etmesine zemin hazırladı. Fa­kat babasının 1867 Ekiminde vefat et­mesi üzerine amcasının emirliğini kabul etmek zorunda kaldı. Bir müddet sonra Şîr Ali kuvvetleri karşısında büyük bir yenilgiye uğrayarak önce İran’a, ardın­dan Türkistan’a kaçtı. Bunun üzerine Ruslar’dan yardım istediyse de bir so­nuç alamadı; ancak Semerkant’ta otur­masına izin verildi. Bu arada Şîr Ali’nin İngilizlerle arasının bozulması ve Ruslar’a meyletmesi, Abdurrahman Han’ın Ruslar’dan yardım alma ümidini tama­men yok etti. Fakat bir süre sonra ha­diseler onun lehine gelişmeye başla­dı. Osmanlı hükümetinin aracı olması­na rağmen ikinci Afgan-İngiliz savaşı patlak verdi ve İngilizlere karşı koya­mayan Şîr Ali. Afganistan’dan kaçarak Ruslar’a sığınmak mecburiyetinde kal­dı; bir süre sonra da öldü.

İngilizler, kendi politikaları doğrultu­sunda hareket etmek şartıyla Abdur­rahman Han’ın emirliğini kabul ederek Afganistan’ı ona teslime karar verdiler. 11 Ağustos 1880’de, İngilizlerce Semerkanttan Afgan Türkistanı’na dönmüş bulunan Abdurrahman Han arasında bir antlaşma imzalandı. Yapılan antlaş­maya göre Abdurrahman Han Afgan emîri olacak, ancak dış siyasetini İngi­liz politikasına uygun bir şekilde yürü­tecekti. Buna karşılık İngilizler de Af­ganistan’ı boşaltacaklar, fakat Hindis tan’ın savunmasında stratejik önemi büyük olan Hayber Geçidi. Kurram vadi­si ve Kuvatta gibi mevkileri kontrolle­rinde bulunduracaklardı.

Abdurrahman Han ilk iş olarak ordu­yu yeniden düzenledi. Ardından, mem­leket içinde isyan halinde bulunan Türk asıllı Galzaylar (Gılzay) ile İshak Han’ı ve Hezâreler’i itaat attina alarak Afganis­tan’da kontrolü ele geçirdi. Bu arada askerî reformların yanı sıra. memleket idaresinde de değişiklikler yaptı; bir yüksek danışma kurulu ile bir umumi meclis kurdurdu. Ancak meclis, Abdur­rahman Han’ın ülkede tek hâkim olma arzusu yüzünden kısa zamanda fonksiyonunu kaybetti. İngilizler, bu şekilde Afganistan’da idareyi tamamen kendi elinde toplayan Abdurrahman Han’dan, ülkenin güney ve güneydoğusundaki ka­bileleri kışkırttığını iddia ederek Hint-Afgan sınırının tesbit edilmesini istedi­ler. Başlangıçta İngilizler’in teklifini reddetmekle beraber, daha sonra bü­yük baskılar sonucu müzakereyi kabul etmek zorunda kaldı. Kabil’e gelen İn­giliz temsilcisi Sir Mortimer Durand ile 12 Kasım 1893’te imzalanan ve Durand Antlaşması olarak bilinen anlaşma İle bugünkü Afganistan’ın güney ve güney­doğu sınırlan tesbit edildi. Daha son­raki tarihlerde ise. Afganistan’ın “Kâfiristan” olarak adlandınlan bölgesin­de bir harekâta girişerek halkını İslâmlaştırdı ve harekâttan sonra “Nûristan” adını alan bölge halkının bir kısmını ül­kenin diğer yörelerine yerleştirdi.

Abdurrahman Han yirmi yıllık bir sal­tanattan sonra 1901 Mayısında ansızın hastalandı; ardından da sağ tarafına gelen felç yüzünden hükümdarlık göre­vini yapamaz hale geldi. Bunun üzerine, 28 Eylül 1901 de devletin ileri gelenleri huzurunda, emirliği büyük oğlu Habî-bullah Hana devretti. Üç gün sonra da elli altı yaşında iken vefat etti. Abdur­rahman Han, iç çekişmelerin ve dış isti­lâların altüst ettiği Afganistan’ı ve düş­man kamplara bölünmüş Afgan halkı­nı kontrol altına almayı başarmış, Af­ganistan’ın idaresi için oğluna yaptığı tavsiyeler uzun zaman Afganistan’ın iç ve dış politikasının esaslannı teşkil et­miştir. [378]

 

Bibliyografya

 

1- Abdurrahman. The Life of Amir Abdur Rahman (l-ll), London 1900 (eserin ilk cildi Abdurrahman Han’ın Hâtırât’mm tercümesi­dir).

2- G. S. Robertson, The Kafirs of the Hindu-Kush, London 1896.

3- A. Hamilton, Afghanistan, London 1906.

4- H. L Nevili, Campaigns on the North-West Frontier, London 1912.

5- C. C. Davies. The North-West Frontier, 1890-1908, London 1932.

6- P. 5ykes, History of Afghanis­tan, London 1940.

7- W. K. Fraser-Tyiler, Afghanistan: A Study of Poiitical Deoelopments in Central Asta, Oxford 1950.

8- R. L Greaves. Persia and the Defence of India (1884-1892): A Study of Foreign Policy of the third Marquis of Satisbury, London 1959.

9- A. Fletcher. Afghanistan: Highway of Conguest, New York 1966.

10- Mehmet Saray. Dünden Bugüne Afga­nistan, İstanbul 1981.

11- M. Longworth Domes. “Abdurrahman Han”, K 53-57.

12- C. Collin Davies. “Abd al-Rahmân Khân”, El2 (İng.). I, 87-88.

13- D. Balland. “Afghanistan”, Elr., I, 553 554. [379]

 

Hakkında Yorgun

Yorgun
Yorgun... Bir tarih öğretmeni... En iyisini bildiğini iddia etmiyor... Öğrenmeye ve bildiğini,bildiği kadarıyla öğretmeye çalışıyor...

İlginizi Çekebilir

III. Abdurrahman

ABDURRAHMAN III   Ebü’l-Mutarrif Abdurrahmân b. Muhammed el-Mervânî el-Ümevî (ö. 350/961) Endülüs Emevî halifesi (912-961). …

Bir Cevap Yazın