İnkılap Tarihi Özet Anlatım

İNKILAP TARİHİ

TRABLUSGARP SAVAŞI (1911 – 1912)

Sebepleri:

  • İtalya’nın hammadde ve pazar arayışı
  • Osmanlı Devleti’nin güçsüz olması
  • Trablusgarp’ın coğrafi konumu
  • İtalya’nın Habeşistan yenilgisinin ezikliğini atmak istemesi
  • Büyük devletlerin desteğini alması

İtalya’nın Trablusgarp’ı işgal etmesine karşı karadan ve denizden yardım yapamayan Osmanlı Devleti gönüllü subaylar göndererek halkı direnişe geçirmeye çalışmıştır.

Not: Mustafa Kemal’in ilk askeri başarıları Deme ve Tobruk’ta elde ettiği başarılardır.

İtalya Osmanlı Devleti’ni barışa zorlamak için Oniki Ada’yı işgal etmiş, Çanakkale Boğazı’nı abluka altına almıştır. Özellikle Balkan Savaşlarının çıkmış olması üzerine Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kalmış, 1912 Uşi Antlaşması’nı imzalanmıştır. Buna göre;

  • Trablusgarp ve Bingazi İtalyanlar’a bırakılacak.
  • Oniki Ada Osmanlı Devleti’ne ait olacak fakat Yunan tehdidine karşı geçici olarak İtalyan idaresine bırakılacak.
  • Trablusgarb dini yönden halifeye bağlı kalacak.
  • Kapitülasyonların kaldırılmasında İtalyanlar, Osmanlı’ya yardım edecek.
  • Trablusgarp’ın Duyun-u Umumiye’ye olan borcunu İtalya ödeyecektir.

Not: Osmanlı Devleti Kuzey Afrika’daki son topraklarını da kaybetmiştir. Osmanlı’nın güçsüzlüğü anlaşılmıştır.

 

I.BALKAN SAVAŞI (1912-1913)

Sebepleri:       

  • Fransız ihtilali’nın ortaya çıkardığı milliyetçilik akımının etkisi ile kurulan Balkan devletlerinin sınırlarını genişletmek istemeleri.
  • Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp Savaşı’yla meşgul olması ve güçsüzlüğünün anlaşılması.
  • Ruslar’ın takip ettiği Panislavizm politikası.
  • Avrupa devletlerinin kışkırtmaları.
  • Osmanlıları Balkanlar’dan atma düşüncesi.

 

Karadağ, Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan’dan oluşan Balkan ittifakı Osmanlı Devleti’ne karşı oluşturdular. 8 Ekim 1912’de Karadağ’ın Osmanlı Devleti’ne karşı savaş açmasıyla Balkan savaşları başladı ve diğer Balkan Devletleri de bu savaşa katıldılar.

Osmanlı Devleti savaştan kısa bir süre önce ordularının bir kısmını terhis etmişti.

mağlup olarak Çatalca’ya kadar çekilmiştir. Rauf Bey, Hamidiye zırhlısı ile başarılı mücadeleler vermişse de Ege adaları Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Sonunda 1913-Londra Antlaşması imzalanmıştır. Buna göre; bütün Balkanlar, Edirne dahil Trakya kaybedilmiş, Midye -Enez hattı sınır kabul edilmiştir.

Not-1: Osmanlı Devleti’nin yenilmesinin en önemli sebebi ordunun siyasete karışmasıdır.

Not-2: Balkanlar’da Osmanlılardan ayrılan en son topluluk olan Arnavutlar da bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir (1912).

Not-3: ittihat Terakkiciler Bab-ı Âli baskını ile iktidarı resmen ele geçirmişlerdir.

Not-4: Batı Trakya sorunu ortaya çıkmıştır.

 

II.BALKAN SAVAŞI (1913):

1.Balkan savaşında Osmanlılardan aldıkları topraklan paylaşamayan Balkan devletleri Bulgaristan’a savaş açmıştır, l. Balkan Savaşı’na katılmadığı halde Romanya da (Bulgaristan’ın güçlenmesi işine gelmediği için) savaşa girmiştir. Osmanlı Devleti kaybettiği toprakların bir kısmını olsun geri alabilmek için Bulgaristan’ın karşısında yer almıştır. Bulgaristan bütün cephelerde mağlup olmuş, barış istemiştir.

1913 Bükreş Antlaşması: Osmanlı hariç Balkan devletlerinin kendi aralarında yaptıkları ve Bulgaristan’ın paylaşıldığı bir anlaşmadır.

1913 İstanbul Antlaşması: Osmanlı ile Bulgaristan arasında imzalanmıştır. Edirne gen alınmış Meriç nehri sınır kabul edilmiştir.

1913 Atina Antlaşması: Osmanlı ile Yunanistan arasında imzalanmıştır. Girit, Selanik ve Yanya’nın Yunanistan’a ait olduğu kabul edilmiştir.

1914 İstanbul Antlaşması: Osmanlı ile Sırbistan arasında yapılmıştır. Sadece Müslüman azınlığın durumu görüşülmüştür.

 

I.DÜNYA SAVAŞI (1914 – 1918)

Sebepleri:

  • Sanayi inkılabı sonucunda devletler arasında pazar ve hammadde arayışından doğan sömürgecilik yarışı ve ekonomik rekabet
  • Ekonomik yarışın devletler arası bloklaşmalara sebep olması
  • Almanya ile Fransa arasında Alsac-e Lorainne bölgesinden doğan çekişme.
  • Rusya ile Avusturya – Macaristan imparatorluğu arasında Ruslar’ın panislavizm politikasından doğan gerginlik.
  • Ruslar’ın Osmanlı toprakları üzerindeki emelleri ve sıcak denizlere inme politikası.
  • Avusturya – Macaristan imparatorluğunun Bosna Hersek’i ilhakının Sırbistan ile arasında meydana getirdiği gerginlik.
  • Avusturya – Macaristan İmparatorluğu veliahdının Bosna Hersek’i ziyaretinde bir Sırp tarafından öldürülmesi.

SAVAŞIN BAŞLAMASI VE GELİŞMESİ

Avusturya ile Sırbistan arasında başlayan savaş, Almanya, Rusya, Fransa ve İngiltere’nin de savaşa katılmasıyla bir dünya savaşı haline dönüşmüştür.

(Bağlaşma) İttifak Devletleri: Almanya, Avusturya – Macaristan imparatorluğu, İtalya (Savaş başlayınca taraf değiştirmiştir.) Savaş başlayınca Osmanlı ve Bulgaristan da katılmışlardır.

(Anlaşma) İtilaf Devletleri: İngiltere, Fransa, Rusya. Savaş başlayınca Romanya, İtalya, Portekiz, Japonya, A.B.D, Yunanistan, Sırbistan….

Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girme ve İttifak Devletleri’ni Tercih Sebepleri:

  • Başta Balkanlar olmak üzere kaybedilen toprakları geri alma düşüncesi.
  • Turan idealini gerçekleştirme düşüncesi.
  • Almanya’nın savaşı kazanacağına kesin gözüyle bakılması.
  • Yalnızlık politikasından kurtulmak istemesi.
  • Kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye’den dolayı İngiltere ve Fransa’nın ekonomik baskısı altında bulunması.
  • ittihatçı subaylarda Alman hayranlığı olması.
  • İngiltere’nin önünden kaçan “Goben” ve “Breslav” adlı iki Alman gemisinin ‘Yavuz” ve “Mı-dıllı” adı verilerek satın alındığının ilan edilmesi, Karadeniz’e geçen bu gemilerin Ruslar’ın, Sivastopol ve Odesa limanlarını bombalaması.

 

Almanların Osmanlılar’ı Savaşa Çekmekteki Amaçları:

  • Yeni cepheler açmak, kendi yüklerini hafifletmek
  • Osmanlı’nın jeopolitik konumu
  • Halifenin nüfuzundan faydalanmak (Cihad ilanı)
  • Petrol bölgelennı kontrol altında tutmak
  • Ingılızler’in sömürgelen ile irtibatını kesmek
  • Osmanlı’nın mevcut asker potansiyelinden faydalanmak
  • Boğazlar’ın kontrol altında tutulmasıyla Rusya’ya yardım yapılmasını engellemek

 

I.DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA BÜYÜK DEVLETLERİN DURUMU:

İtalya’nın Durumu: Savaş öncesi gruplaşmalarda Almanya’nın yanında yer alan İtalya, savaş başlayınca tarafsız kalmıştı. 12 Ada ve Güneybatı Anadolu’nun vaadedilmesiyle itilaf Devletleri yanında savaşa katılmış, sonra Batı Anadolu’da vaadedilmiştir.

Bulgaristan’ın Durumu: II. Balkan savaşında kaybettiği topraklan geri almak isteyen Bulgaristan Çanakkale Savaşı’ndan sonra Osmanlı yanında savaşa girmişti. Böylece Osmanlı – Alman kara bağlantısı sağlanmıştır

Rusya’nın Durumu: Rusya’ya yardım yapılamayınca zor durumda kalmış 1917’de Bolşevik ihtilaliyle Çarlık Rusya’sı yıkılmış Sovyet Rusya kurulmuştur. Sovyet Rusya 3 Mart 1918 Brest-Litowsk Antlaşması’yla savaştan çekilmiştir.

ABD’nin Durumu: Savaşta uzun süre tarafsızlığını koruyan ABD, ticaret ve yolcu gemilerinin Alman denizaltılar! tarafından vurulması sonucu savaşa katılmıştır. ABD’ nin katılmasıyla savaş kısa sürede sona ermiştir.

Not: Yunanistan savaşa en son katılan devlettir.

 

OSMANLI DEVLETI’NIN SAVAŞTIĞI CEPHELER:       

Kendi topraklan üzerindeki cepheler:

Taarruz Cepheleri:

  • Kafkas
  • Kanal

Savunma Cepheleri:

  • Çanakkale
  • Irak
  • Suriye – Filistin
  • Hicaz – Yemen

 

Müttefiklerine yardım için savaştığı cepheler:

  • Romanya
  • Makedonya
  • Galiçya

 

Kafkas Cephesi: Doğu Anadolu’nun Ruslar’ın eline geçmesini engellemek, daha önce kaybedilen toprakları geri almak, Kafkaslar’ı ele geçirerek Turan idealini gerçekleştirmek amaçlanmıştır.

Osmanlı Devleti soğuk, hastalık ve açlık karşısında yaklaşık 90 bin şehit vermiştir. Ruslar ilerleyerek Muş, Bitlis, Van, Erzurum ve Trabzon’a kadar Doğu Anadolu’yu ele geçirmiştir. Mustafa Kemal, Muş ve Bitlis’i bizzat kurtarmıştır. 3 Mart 1918 Brest-Litowsk Antlaşması ile bu bölgeler, hatta 1878 Berlin Antlaşması’yla kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum da geri alınmış, Kafkas cephesi kapanmıştır.

Not: Karışıklık çıkaran Ermeniler, 1915 Tehcir Kanunu ile Suriye taraflarına sürülmüştür.      

 

Kanal Cephesi: İngiltere’nin sömürgeleri ile irtibatını kesmek için Almanlarla beraber Süveyş Kanalı’na iki kez çıkarma yapılmışsa da başarılı olunamamıştır.

Not: İngiltere tepki olarak Çanakkale ve Irak cephelerini açmıştır.

 

Çanakkale Cephesi (18 Mart 1915):

Cephenin Açılma Sebepleri:   

  • Rusya’ya yardım etmek
  • Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak
  • Boğazlar’ı ve İstanbul’u ele geçirerek jeopolitik acıdan avantaj elde etmek.
  • Balkan devletlerini kendi yanlarında savaşa çekerek yeni cepheler açmak.
  • Savaşı kısa sûrede sona erdirmek.

Sonuçları:

  • Nusret mayın gemisinin başarılı çalışmaları, Türk askerinin kahramanlığı ve topçuların isabetli atışları karşısında itilaf devletleri gerek denizde gerekse karada mağlup olmuşlardır.
  • Savaş en az 2 yıl daha uzamıştır.
  • Bulgaristan Osmanlı Devleti’nin yanında savaşa girmiştir.
  • İngiltere ve Fransa’nın itibarı sarsılmıştır.
  • Gizli anlaşmalar gündeme gelmiştir (Rusya’nın isteği üzerine).
  • Rusya’ya yardım yapılamayınca Çarlık Rejimi zor duruma düşmüş ve 1917 Bolşevik İhtilaline zemin hazırlamıştır.
  • Mustafa Kemal’in Anafartalar, Conkbayırı, Arıburnu ve Kireçtepe’de elde ettiği başarıları, Milli Mücadele’ye lider olmasını sağlamıştır.

 

Irak Cephesi: İngiltere Rusya’ya karadan yardım yapmak ve petrol bölgelerini ele geçirmek amacıyla taarruza geçmiş ise de Osmanlı orduları tarafından Kut’ül-Amare bölgesinde durdurulmuşlardır. Fakat yardım alan İngilizler ilerleyerek Bağdat’ı ele geçirmişler, Musul önlerine geldiklerinde Mondros Mütarekesi imzalanmıştır.

 

Suriye, Filistin, Hicaz ve Yemen Cepheleri: Bu cephelerde İngilizlerle ve onların kandırdıkları Araplarla mücadele edilmiş ve bu topraklar kaybedilmiştir.

Not-1: İslamcılık fikrinin geçerliliğinin kaybedildiği görülmüştür.

Not-2: Osmanlılar’dan ayrılan en son topluluk Araplar’dır.

Not-3: Mustafa Kemal’in l. Dünya Savaşı’ndakı son görevi en son kapanan Suriye cephesinde Yıldırım orduları grup komutanlığıdır.

 

Romanya, Makedonya, Galiçya Cepheleri: Müttefiklerine yardım amacıyla ordular gönderilen bu cepheler, Rusya’da ihtilalin çıkması ve Brest-Litowsk Antlaşması’yla kapanmıştır.

 

WİLSON İLKELERİ (8 OCAK 1918): A.B.D başkanı Wilson, savaş sonrası düzeni sağlamak ve barışı korumak amacıyla 14 maddelik ilkelerini yayınlamıştır. Buna göre;

  • Boğazlar bütün devletlere açık olacak.
  • Her millet kendi geleceğini kendisi tayin edebilecek. Türkler nüfus yoğunluğuna sahip oldukları bölgelerde bağımsız olarak yaşayabilecekler, azınlıklar nüfus çoğunluğuna sahip oldukları bölgelerde bağımsız devletler kurabilecek
  • Savaş sonrası toprak işgali olmayacak
  • Mağlup devletlerden savaş tazminatı alınmayacak
  • Gizli anlaşmalar iptal edilecek, barış görüşmeleri açık olacak
  • Alsac-e Lorainne bölgesi Fransa’ya verilecek
  • Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) kurulacak
  • Sömürgecilik yapılmayacak

GİZLİ ANTLAŞMALAR (OSMANLI DEVLETI’Nİ PAYLAŞMA TASARILARI) :

1) 1915 Boğazlar Antlaşması: Rusya’yı kendi yanlarında tutabilmek için İngiltere ve Fransa tararından İstanbul, Boğazlar ve Marmara kıyıları Rusya’ya vaadedildi

2) 1915 Londra Antlaşması: Onıkı Adalar ve Güneybatı Anadolu İtalyanlara vaadedilerek itilaf Devletleri’nin yanında savaşa çekildiği anlaşmadır.

3) 1916 Sykes – Picot Antlaşması: İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı topraklarını paylaştıkları anlaşmadır Çukurova, Güneydoğu Anadolu, Musul ve Suriye çevresi Fransızlar’a, Irak İngilizler’e bırakılacak, diğer bölgelerde ise bir Arap devlet kurulacaktır.

4) 1916 Petrograd Antlaşması: Doğu Anadolu ve Trabzon’a kadar olan Karadeniz kıyıları daha önceki bölgelere ek olarak Rusya’ya bırakılmıştır.

5) 1916 Mac – Mahon Antlaşması: İngilizler’in Mısır Valisi Mac-Mahon ile Hicaz Emin Şerif Hüseyin arasında yapılmıştır Araplar’ın Osmanlı Devletı’ne isyan etmelerine karşılık bağımsız bir Arap devleti vaat edilmiştir

6) 1917-Saint Jean de Maurienne Antlaşması: Rusya’nın savaştan çekilme ihtimali üzerine İtalya’nın önemi artmış ve önceki bölgelere ek olarak Batı Anadolu da İtalyanlar’a vaadedilmiştir.

Not: Rusya’da Bolşevik ihtilali sonunda kurulan yeni re|im tarafından gizli antlaşmalar dünya kamuoyuna duyurulmuş, böylece uygulama alanı bulamamışlardır.

 

I.DÜNYA SAVAŞI’NIN SONUÇLARI:

  • Yaklaşık 10 milyon insan hayatını kaybetmiştir
  • Bazı ûüyük devletler yıkılmış, yeni devletler kurulmuştur (Avusturya, Macaristan, Yugoslav
  • ya, Polonya, Çekoslovakya)
  • Bazı devletlerde rejim değişikliği meydana gelmiştir (Rusya’da kominizm, İtalya’da faşizm, Almanya’da nazizm, Türkiye’de cumhuriyet) Genel olarak cumhuriyet ağırlıklı rejimler kurulmuştur
  • Bazı devletlerde yönetimde değişiklikler olmuştur (ittihat Terakkiciler yurt dışına kaçmış, Ahmet izzet Paşa kabinesi kurulmuştur).
  • Yeni teknolojik silahlar kullanılmıştır (Uçak, tank, denizaltı)
  • Kuruluş Savaşı’na sebep olmuştur.
  • Mağlup devletlerle önce ateşkes, daha sonra barış antlaşmaları imzalanmıştır
  • Bulgaristan ile – Selanik Mütarekesi – Neuılly Barış Antlaşması,
  • Osmanlı ile – Mondros Mütarekesi – Sevres Barış Antlaşması
  • Avusturya ile – Wılla Gustı Mütarekesi – Saınt Germaın Barış Antlaşması
  • Almanya ile – Rethondes Mütarekesi – Wersaılles(Versay) Barış Antlaşması
  • Macaristan ile – Tnanon Barış Antlaşması imzalanmıştır.
  • Osmanlı Devleti Ortadoğu topraklarını kaybetmiştir.
  • Dünya Savaşı’nın sonuçları özellikle (Versay Antlaşması) II. Dünya Savaşı’na sebep olmuştu
  • Milletler Cemiyeti (Cemiyeti Akvam) kurulmuştur.

 

MONDROS MÜTAREKESİ (30 Ekim 1918)

Siyasi Alandaki Maddeler:

  • Boğazlar İtilaf devletleri denetimine bırakılacak (Osmanlılar’ın Anadolu toprakları ile Rumeli toprakları arasındaki bütünlük bozulmuştur.)
  • İtilaf devletleri güvenliklerini tehlikeli gördükleri bölgeleri işgal edebileceklerdir. (7. madde]
  • Doğu Anadolu’da 6 ilde herhangi bir karışıklık çıkarsa bölge işgal edilebilecektir. (24. madde) (Bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlanmak istenmiştir.)

 

Askeri Alandaki Maddeler:

  • 1000 kişilik jandarma kuvveti dışındaki bütün Osmanlı orduları terhis edilecektir.
  • Osmanlı donanması, gösterilen limanlarda itilaf devletlerine teslim olacaktır.
  • Osmanlı silah ve cephanesi İtilaf devletlerine teslim edilecektir.
  • İtilaf devletleri esirleri serbest bırakılacak fakat Osmanlı esirleri serbest bırakılmayacaktır.

 

Teknik ve Ekonomik Alandaki Maddeler:Demiryolları, bütün ulaşım ve haberleşme araçları, limanlar, Toros tünelleri ve geçitler İtilaf devletleri denetimine bırakılacaktır.

 

Not: Çok ağır şartlar taşıyan, işgallere zemin hazırlayan (özellikle 7. maddesiyle) Osmanlı Devleti’ni fiilen sona erdiren bir anlaşmadır, İstanbul Hükümeti anlaşmayı olumlu karşılamış, Mustafa Kemal’in de içinde bulunduğu birçok aydın ise tepki göstermiştir.Mondros’a karşı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, işgallerin başlamasıyla da Kuvay-ı Milliye birlikleri kurulmuştur.

Not: Osmanlı’nın kayıtsız şartsız teslim belgesidir.

MONDROSTAN SONRAKİ İŞGALLER:

İngiltere – Musul (ilk işgal), Urfa, Antep ve Maraş’ı işgal etmiş, ayrıca İzmit, Eskişehir, Afyon,Samsun, Merzifon ve Batum’a asker çıkarmışlar.

İtilaf Devletleri – İstanbul’u fiilen işgal etmiş (13 Kasım 1918),

Fransa – Adana ve çevresini işgal etmiş,

İtalya – Antalya ve Konya çevresini işgal etmiştir.

Not-1: Urfa, Antep ve Maraş sonradan Fransa’ya devredilmiştir.

Not-2 : Paris Barış Konferansından sonra Yunanlılar İzmir’i işgal etmişlerdir (15 Mayıs 1919).

 

MONDROS’TAN SONRA KURULAN CEMİYETLER

ZARARLI CEMİYETLER

Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler:

  • Mavri Mira: Rumlar kurmuştur. Batı Anadolu ve Trakya’yı Yunanistan’a dahil ederek “Megalo idea’yı gerçekleştirmek istemektedirler. Yunan Kızıl Haçı, Fener Rum Patrikhanesi, okullardaki izci teşkilatlan ve diğer Rum cemiyetleriyle işbirliği içindedirler.
  • Etnik-i Eterya: “Megaîo İdea” amacıyla 19. yy. başlarında kurulmuş aynı amaçla Mondros’tan sonra da faaliyetlerini sürdürmüş bir Rum cemiyetidir.
  • Rum Pontus Cemiyeti: Fatih’in 1461’de ortadan kaldırdığı Trabzon Rum İmparatortuğu’nu yeniden kurmak için çalışmalar yapmıştır.
  • Hınçak ve Taşnak Cemiyeti: Çukurova’dan Trabzon’a çizilen bir hattın doğusunda kalan bütün topraklarda bir Ermeni devleti (Magna Armanla) kurmak için çalışmalar yapmışlardır.
  • Alyans – İsrailit (Makkabi) Cemiyeti: Yahudi azınlık tarafından ekonomik, dini ayrıcalıklar sağlamak amacıyla kurulmuştur.

 

Milli Varlığa Düşman Cemiyetler:

  • İngiliz Muhipler Cemiyeti: ingilizlerle iyi geçinerek ülkeyi en az zararla kurtarmak isteyen ve İngiliz mandasını savunan bu cemiyette padişah Vahdettin, sadrazam Damat Ferit gibi kimseler de üyedir.
  • Teali İslam Cemiyeti: Halifeye ve islamiyet’e kesin bağlılıkla kurtuluşun gerçekleşeceğine inanmışlardır, ilmi, ahlaki, sosyal yollarla siyaset yapmışlardır.
  • Wilson Prensipleri Cemiyeti: Amerikan mandasını savunmuşlardır.
  • Sulh ve Selamet-i Osmaniye Cemiyeti: Kurtuluşun Osmanlı saltanatına bağlılık ve padişaha kesin itaatle mümkün olacağına inanmışlardır. Meşruti demokrasiyi ilke edinmişlerdir.
  • Kürt Teali Cemiyeti: Doğu Anadolu’da bağımsız bir Kürt devleti kurmak için kurulmuşsa da halkın fazla desteğini alamamıştır.
  • Hürriyet ve İtilaf Fırkası: yy. başlarında ittihat Terakki’ye muhalif olarak kurulmuş Mondros’tan sonra da milli mücadeleye karşı faaliyet sürdürmüştür.
  • Trabzon Adem-i Merkeziyet Cemiyeti: Trabzon ve çevresinde bağımsız bir Türk devleti kurmak istemişler, zamanla milli mücadele safına geçmişlerdir.

 

YARARLI (MİLLİ) CEMİYETLER:

  • Trakya ve Paşaeli Cemiyeti: Trakya ve çevresini özellikle Mavri Mira’nın faaliyetlerine karşı korumak amacıyla kurulmuştur, ilk kurulan cemiyettir.
  • İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Batı Anadolu’yu Rumlara karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İzmir’in işgali sonrası Anadolu’ya milli mücadele için cephane taşımışlardır.
  • Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Bir yandan Rum Pontus cemiyetine diğer yandan Adem-i merkeziyet cemiyetine karşı faaliyet gösteren, Trabzon ve çevresini korumaya çalışan cemiyettir.
  • Kilikyalılar Cemiyeti: Çukurova bölgesini Ermeniler’e ve Fransızlar’a karşı savunma amacıyla kurulmuştur.
  • Harekat-ı Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyeti: İzmir’in Yunanlılar’ca işgaliyle beraber ilhakı önlemek amacıyla kurulmuştur. İşgallere karşı fiilen karşı koymuşlardır.
  • Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti: Merkezi Sivas olmak üzere kurulmuş ve kısa sürede bütün vatana yayılmıştır. İşgalleri protesto ettikleri gibi Milli Mücadele’ye para ve mal yardımı sağlamışlardır.
  • Milli Kongre Cemiyeti: Türk halkının haklılığını basın yayın yoluyla Dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlayan bir cemiyettir. Silahlı direnişi düşünmemiştir.
  • Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Doğu Anadolu’da Ermeni devletinin kurulmasına engel olmak amacıyla ortak savunma kakarı almış bir cemiyettir.

Not-1: Cemiyetlerin hemen hemen hepsinin kuruluşunda dayandıkları nokta Wilson İlkeleri’dîr.

Not-2: Milli cemiyetler kendi bölgelerini kurtarmak için kurulmuş, Sivas kongresinde “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmişlerdir.

Not-3: Milliyetçilik ve bağımsızlık amacıyla Mondros mütarekesinden sonra kurulmuşlardır.

Not-4: Başlangıçta basın-yayın yoluyla mücadeleyi, gerekirse silahlı direnişe geçmeyi amaçlamışlardır.

 

PARİS BARIŞ KONFERANSI (18 Ocak 1919):

İtilaf devletlerinin temsilcileri mağlup devletleri ile yapacakları barış antlaşmalarının şartlarını belirlemek için Paris’te toplanmıştır. Sevr hariç diğer barış antlaşmalarının şartları belirlenmiş, Osmanlı topraklarını paylaşma konusunda anlaşmadıkları için Sevr sonraya bırakılmıştır. Gizli anlaşmalar feshedilmiştir.Daha önce İtalya’ya vaat edilen Batı Anadolu, İngiltere’nin çıkarına ters düştüğü için ve Yunan propagandasının etkisinde kalarak Yunanistan’a verilmiştir. Bu olay İtilaf devletleri arasında kez ikilik çıkmâsına ve bir yönüyle II. Dünya Savaşı’na sebep olmuştur.

Wilson İlkeleri’nin “sömürgecilik yapılmayacak” maddesine karşı manda ve himaye fikri ilk kez burada ortaya atılmıştır.

İZMİR’İN İŞGALİ (15 Mayıs 1919): Yunanlılar Paris Konferansında alınan karara dayanarak 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmişler, özellikle Hasan Tahsin’in attığı ilk kurşunla beraber katliamlara girişmişlerdir.

Not-1 : Kuvay-ı Milliye’nin doğmasına yol açmıştır.

Not-2 : İlhak amacı taşıdığı için Türk halkı büyük tepki göstermiştir.

Not-3 : Redd-i ilhak Cemiyeti kurulmuştur.

AMİRAL BRİSTOL RAPORU (13 Ekim 1919): Amerikalı bir amiral olan Bristol’un başkanlığındaki bir heyet Batı Anadolu’ya gelerek incelemelerde bulunmuş ve burada nüfus çoğunluğunun Türklere ait olduğunu, katliamlardan Yunanlılar’ın sorumlu olduğunu ve izmir’in işgalinin haksız olduğunu ileri sürmüştür. ABD kandırıldığını görmüş, VVilson ilkelerinin uygulanmamasına kızarak aktif dünya siyasetinden çekilmiş “Monroe Doktrini” uygulanmıştır.

Not: Amiral Bristol raporu Türk halkının ve Kurtuluş Savaşı’nın haklılığını göstermesi açısından önemlidir.

KUVAY-I MİLLİYE: Mondros Mütarekesinden sonra başlayan işgaller, işgallere İstanbul hükümetinin sessiz kalması ve Osmanlı ordularının terhis edilmiş olması üzerine kurulmuştur.Halkın kurduğu bölgesel direniş güçleridir. Düzenli ordu kuruluncaya kadar düşmanı oyalamayı ve kayıp verdirmeyi amaçlamış, ihtiyaçlarını halktan karşılayan, belli bir merkezden yönetilmeyen düzensiz çetelerdir.

19 TBMM’ye karşı çıkan isyanların bastırılmasında etkili olmuşlar ve düzenli ordunun çekirdeğini oluşturmuşlardır.

B.KURTULUŞ SAVAŞI HAZIRLIK DÖNEMİ

13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelen Mustafa Kemal siyasi yollarla mücadele etmek, bir hükümet kurmak veya kurulacak hükümette bakan olabilmek için çalışmıştır. Baskı altındaki İstanbul’da amacına ulaşamayacağını anlayınca Anadolu’ya geçmek ve milli mücadeleyi başlatmak İstemiştir.

Kurtuluş Çareleri:

Aydınlar arasında vatanın kurtuluşu için şu görüşler ileri sürülmüştür:

  • Amerikan mandasına girmek
  • İngiliz mandasına girmek
  • Bölgesel kurtuluş gerçekleştirmek
  • Milli iradeye dayalı, tam bağımsız yeni bir devlet kurmak.

 

MUSTAFA KEMAL’İN SAMSUN’A ÇIKMASI (19 MAYIS 1919)

Samsun çevresindeki Türkler’in silahlanmasını ve teşkilatlanmasını engellemek için 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Samsun’a gönderilmiştir. Samsun’da yayınladığı raporda Rumlar’ın siyasi emellerinden vazgeçmeleri halinde karışıklığın kendiliğinden sona ereceğini belirtmiştir.

Not: 19 Mayıs 1919 Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı kabul edilmektedir.

HAVZA GENELGESİ (28 MAYIS 1919): Mustafa Kemal daha güvenli bir bölge olan Havza’ya gitmiş, orada halkı bilinçlendirmek ve işgallere karşı tepkisini artırmak için bir genelge yayınlamıştır. Buna göre,

  • İşgallere karşı mitingler düzenlenecek.
  • itilaf devletleri temsilcilerine ve İstanbul Hükümeti’ne işgalleri kınayıcı telgraflar çekilecek.
  • Müdafaa – i Hukuk Cemiyetleri yaygınlaştırılacak.
  • işgallerin ciddiyeti halka anlatılacak.
  • Bütün bunlar yapılırken azınlıklara iyi davranılacak.

Genelge etkili olmuş, ilk önce Havza’da daha sonra başta İstanbul olmak üzere birçok bölgede mitingler düzenlenmiştir. Mustafa Kemal Harbiye Nezareti tarafından İstanbul’a çağrılmışsa da dönmemiş, Amasya’ya hareket etmiştir.

 

AMASYA GENELGESİ (22 HAZİRAN 1919):

Mustafa Kemal milli birliği gerçekleştirmek ve Kurtuluş Savaşı’na çağrıda bulunmak amacıyla çeşitli komutanların da imza ve desteğini alarak Amasya’da yeni bir genelge yayınlamıştır(Ali Fuat, Kazım Karabekir vs.)- Buna göre;

  • Vatanın bütünlüğü ve milletin İstiklali tehlikededir. (Kurtuluş Savaşı’nın gerekçesidir.)
  • İstanbul hükümeti üzerine aldığı vazifenin gereğini yerine getirememekte, bu da milletimizi yok göstermektedir.
  • Milletin istiklalini yine milistin azim ve kararı kurtaracaktır. (Kurtuluş Savaşı’nın amaç ve yöntemi)
  • Milletin haklarını tüm dünyaya duyuracak bir kurul toplanmalıdır. (Temsil heyetinden bahsediliyor.)
  • Her bakımdan güvenli bir bölge olan Sivas’ta milli bir kongre toplanmalıdır. (Davet)
  • Bunun için yurdun her yanında 3 delege seçilmeli, seçimlerin yapılamadığı yerde halkın güvenini kazanmış 3 kişi belirlenip derhal yola çıkarılmalıdır.
  • Delegelerin belirlenmesinde, Müdafa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetleri ve belediyelere görevlendirilmiştir. (Böylece kurtuluş savaşını yayma ve millete maletme hedeflenmiştir),
  • Bütün bu işler büyük bir gizlilik içinde yapılmalı ve milli bir sır olarak saklanmalıdır.
  • 10 Temmuz’da Erzurum’da doğu illeri adına bir kongre toplanacaktır.

Not-1: Türk inkılabının ihtilal safhası başlamıştır. İlk kez millet egemenliğine dayalı bur yönetim kurulacağından bahsedilmiştir.

Not-2: Halk milli mücadeleye davet edilmiştir.

Not-3: Sivas Kongresi’ne çağrı yapılmış, Erzurum Kongresi’nin toplanacağı duyurulmuştur.

Not-4: Mustafa Kemal’in Amasya Genelgesi ile yetkilerini aşması önce İstanbul Hükümeti tarafından daha sonra padişah tarafından geri çağrılmasına sebep olmuş, Mustafa Kemal, 7-8 Temmuz gecesi askerlikten istifa etmiştir.

 

ERZURUM KONGRESİ (23 TEMMUZ – 7 AĞUSTOS 1919):

Erzurum’da 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa Mustafa Kemal’e destek vermiş, Erzurum Kongresi’ne katılmasını ve başkan seçilmesini sağlamıştır.

Kongrede çok önemli kararlar alınmıştır.

  • Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür parçalanamaz. (Misak-ı Milli’ye temel teşkil etmiş)
  • İşgallere karşı topyekün savunmaya geçilecektir.
  • Osmanlı Hükümeti vatanın bütünlüğünü koruyamazsa geçici bir hükümet kurulacak, bu hükümet üyeleri milli kongre tarafından seçilecek, milli kongre toplanana kadar hükümet görevi yapacak olan temsil heyeti oluşturulacaktır.
  • Milli kuvvetleri etkili, milli iradeyi hakim kılmak esastır.
  • Azınlıklara milli birliğimizi ve sosyal dengemizi bozacak haklar verilemez.
  • Manda ve himaye kabul edilemez. (İlk kez reddedilmiştir.)
  • Osmanlı Mebusan Meclisi’nin bir an önce toplanmasına çalışılacaktır.
  • Doğu Anadolu’daki cemiyetler, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir.

NOT-1: Toplanışı yönüyle bölgesel, kararlan yönüyle millidir.

NOT-2: İhtilal özelliği belirgindir.

Not-3: Sivas Kongresi’nin ve Misak-ı Milli’nin temelini oluşturmuştur.

Not-4: Erzurum Kongresi’ni toplayan Doğu Anadolu’daki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri Türkjgr’in bölgeden izinsiz göçünü yasakladıkları gibi kültürel faaliyetlere de önem vermişlerdir.

 

BALIKESİR VE ALAŞEHİR KONGRELERİ (26 -31 TEMMUZ), (ie – 25 AĞUSTOS 1919):

Batı Anadolu’da Yunanlılar’a karşı elde edilen bazı başarılar birliklerimizin desteklenmesi düşüncesini doğurmuştur. Bu amaçla Edime, Balıkesir, Alaşehir ve Nazilli’de kongreler toplanmıştır.

Balıkesir Kongresi Kararları:

  • Yunanlıar’a karşı mücadele devam ettiği sürece seferberlik vardır.
  • İdareyi tek elden sağlamak için merkez heyeti kurulacaktır.
  • Sancaklarda ve kazalarda levazım birlikleri oluşturulacaktır.
  • Ayvalık kıyılarından başlayan Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli kasabalarından geçen bir hat üzerinde Batı cephesi oluşturulmuştur. (Kurtuluş Savaşı’nın ilk cephesi)

Not-1: Erzurum Kongresi kararlarından habersizdir.

Not-2: Bölgeseldir.

Not-3: Alaşehir Kongresi’nde Balıkesir Kongresi kararları onaylanmıştır.

 

SİVAS KONGRESİ (4-11 EYLÜL 1919):

Amasya Genelgesi’nde toplanması istenilen Sivas Kongresi yurdun her yerinden gelen delegelerin katılımıyla toplanmıştır, itilaf devletlerinin Sivas’ı işgal etme tehdidi ve Elazığ Valisi Ali Galip’in kongreyi basma girişimi sonuç vermemiştir.Kongrede Mustafa Kemal’in başkanlığı, manda fikri ve Erzurum Kongresi kararları tartışılmıştır.

Alınan Kararlar:

  • Erzurum Kongresi kararları kabul edilmiş, bazı konularda değişiklik yapılmıştır.
    1. “Temsil Heyeti, Doğu Anadolu’yu temsil eder.” cümlesi “Temsil Heyeti bütün vatanı temsil eder.” şeklinde değiştirilmiştir.
    2. Bütün cemiyetler “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmiştir.
  • Manda ve himaye kesin olarak reddedilmiştir.
  • irade-i Milliye adıyla bir gazete çıkarılmalıdır.
  • Mebusan Meclisi’nin açılması için yapılan çalışmalar hızlandırılacaktır.
  • Yurdun bölünmesini düşünen, Ermeni ve Rum devleti kurmayı amaçlayan cemiyetlerin çalışmalarına izin verilemez.

Özellikleri:

1) Toplanması ve aldığı kararlar yönüyle millidir.

2) Mustafa Kemal’in güç ve otoritesi artmış milli bir lider olarak ortaya çıkmıştır.

3) Kurtuluş Savaşı bütün vatana yayılmış, millete mal edilmiştir.

4) Sivas Kongresi’nde Ali Fuat Paşa Batı Cephesi Komutanlığı’na getirilmiş, böylece Temsil Heyeti yürütme gücünü ilk kez kullanmıştır.

 

1) Mustafa Kemal İstanbul ile haberleşmeme emrini vermiştir.

2) Padişahtan Mebusan Meclisi’nin bir an önce toplanmasını ve Damat Ferit’in istifa etmesir

3) Anadolu’daki gelişmeleri önleyemeyen Damat Ferit Paşa istifa etmiş ve yerine Ali Rıza Paşa kabinesi kurulmuştur.

Not: Temsil Heyeti’nin ilk siyasi başarısı Damat Ferit’in istifasıdır.

4) Vatansever bir kişi olan Ali Rıza Paşa milli mücadelecilerle iyi geçinmeye çalışmış, gönderdiği temsilcilerle Amasya Görüşmeleri’ni yapmıştır.

 

AMASYA GÖRÜŞMELERİ (20 – 22 EKİM 1919):

Ali Rıza Paşa Bahriye Nazırı Salih Paşa’yı Amasya’ya göndermiş, Temsil Heyeti ile 3 gün süren görüşmeler sonunda Salih Paşa, ileri sürülen konuları şahsen kabul etmiş, İstanbul Hükümeti’ne de kabul ettirmeye çalışacağını belirtmiştir. Görüşülen konular:

1) Vatanın bütünlüğü, işgallere izin verilmemesi gerektiği

2) Mebusan Meclisi’nin İstanbul dışında, güvenli bir bölgede toplanması

3) Temsil Heyeti’nin haberi olmadan düşmanla barış görüşmelerine gidilmemesi

4) Azınlıklara dengeyi bozucu imtiyazlar verilmemesi

İstanbul Hükümeti meclisin toplanması dışındaki konulara sıcak bakmamıştır.        

Not: Temsil Heyeti böylece ilk kez İstanbul Hükümeti tarafından tanınmış olmaktadır.

 

TEMSİL HEYETİ’NİN ANKARA’YA GELİŞİ (27 ARALIK 1919):

Mustafa Kemal meclisin İstanbul dışında toplanmasını istemişse de arkadaşları bile mevcut kanunlara göre bunun mümkün olmadığını belirtince ısrarlı olmamış, seçimlerin yapılmasını beklemeye başlamıştır. Bu arada Temsil Heyeti’nin merkezi Ankara’ya taşınmıştır.

Bunun sebepleri:

1) Ulaşım ve haberleşme yönünden elverişli olması

2) Coğrafi konumunun uygunluğu

3) Batı cephesine yakınlığı

4) Güvenli bir bölge olması

5) İstanbul’daki meclisin çalışmalarının daha yakından takip edilebilmesi

 

SON OSMANLI MEBUSAN MECLİSİ’NİN TOPLANMASI (12 OCAK 1920)

Seçimler hiçbir müdahale olmadan yapılmış ve genellikle Müdafaa-i Hukuk taraftarları kazanmış,Mustafa Kemal görüşmelere katılacak arkadaşlarından bazı önemli isteklerde bulunmuştur.

  • Kendisinin meclis başkanı seçilmesi (Böylece meclis başkanı sıfatıyla, meclisin dağıtılması durumunda, yeni bir meclis toplayabilecektir.)
  • Müdafaa-i Hukuk adlı bir grup oluşturmaları
  • Misak-ı Milli kararlanma kabul edilmesi.

Not: İstanbul’daki padişah taraftarlığı, havasından etkilenen mebuslar fikirlerini değiştirmişler, Mustafa Kemal başkan seçilmemiş, Felah-t Vatan adlı bir grup oluşturulmuş, fakat Misak-ı Milli kararlan kabul ve ilan edilmiştir.

 

MİSAK-I MİLLİ (23 OCAK 1920):

  • Mondros imzalandığı tarihteki sınırlarımızda. Bu sınırlar içerisinde vatan bölünmez bir bütündür.
  • Mondros’tan önce işgal edilmiş olan üç”bölgede ise halk oylamasına gidilecektir.
    1. Kars, Ardahan, Batum
    2. Batı Trakya
  • Arapların yaşadığı bölgeler
  • İstanbul, Marmara ve Halifenin güvenliğinin sağlanması şartıyla Boğazlardan geçiş serbest olacaktır.
  • Azınlıklara tanınan haklar, komşu devletlerdeki Türklere tanınan haklar kadar olacaktır.
  • 5} Siyasi, adli ve ekonomik bağımsızlığımızı kısıtlayıcı ayrıcalıkların varlığı kabul edilemez. Dış borçların ödenmesi de bununla ilgilidir.

Önemi:

  • Yeni kurulacak Türk devletinin sınırlarını tespit etmiştir
  • Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarına dayanır.
  • Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’nce belirlenmiş, ilk TBMM tarafından gerçekleştirilmiştir.
  • Kabul edilebilecek askeri şartları içerdiğinden bir barış programı niteliğindedir.
  • Wilson ilkeleri esas alınmıştır.

 

Sonuçları:

  • Seçimlerin yapılmasına ve meclisin çalışmalarına müdahale etmeyen itilaf devletleri, Misak-ı Milli’nin ilanını büyük bir şaşkınlık ve öfke ile karşılamışlardır.
  • İstanbul’u Hükümeti’ne baskı yapmışlar, Ali Rıza Paşa istifa etmiş, Salih Paşa hükümeti kurulmuştur.
  • İstanbul’u işgal etmişlerdir (16 Mart 1920). Böylece Osmanlı Devleti bir kez daha fiilen sona ermiştir.
  • Meclis dağıtılmış, üyelerinin bir kısmı tutuklanıp sürgün edilmiştir.
  • Mebusların bir kısmı Anadolu’ya kaçarak Milli Mücadele’nin kadro yönüyle güçlenmesini sağlamışlardır.
  • istanbul’un işgalini kınayan ve baskılara rağmen Milli Mücadele’ye karşı olduğunu bildirmeyen Salih Paşa istifa etmek zorunda kalmış, Damat Ferit Paşa yeniden hükümeti kurmuştur.
  • Böylece Temsil Heyeti ile İstanbul Hükümeti arasında başlayan yakınlaşma tekrar gerilir
  • bir hale dönmüştür.
  • Mustafa Kemal kurtuluş hareketinin padişah ve halifenin de kurtuluşunu amaçladığını belirtmiştir.
  • Not: Böylece milli birlik ve bütünlüğün sağlanmasına çalışılmıştır.
  • 9) Anadolu’da yeni bir meclisin toplanması tartışmasız kabul edilir hale gelmiştir.

 

İLK TBMM (23 NİSAN 1920)

İstanbul’daki gelişmeleri yakından takip eden Mustafa Kemal 19 Martta yayınladığı bir genelgeyle bütün yurtta seçimler yapılmasını ve Ankara’da yeni bir meclis toplanmasını istemiştir. Buna göre TBMM, 23 Nisan 1920’de Sinop mebusu Şerif Bey’in başkanlığında toplanmıştır, İstanbul’dan kaçan Mebusan Meclisi üyeleri de TBMM’ye kabul edilmiştir.

Not: Böylece milli iradeye saygı gösterilmiş, milli birlik ve bütünlüğün sağlanmasına çalışılmıştır.

Alınan İlk Kararlar:     

  • Yeni bir hükümet kurmak zorunludur.
  • Geçici bir hükümet tanımak veya padişah kaymakamı atamak doğru değildir. (Meclisin bağımsızlığını ve devamlılığını sağlamak).
  • TBMM’nin üzerinde hiçbir güç yoktur.
  • Yasama, yürütme yetkileri, (güçler birliği ilkesi) meclise aittir.(işlerin hızlı yürümesi için böyle bir karar alınmıştır.)
  • Hükümetin üyeleri meclis içerisinden seçilir. Meclisin başkanı hükümetin de başkanıdır.
  • Padişah ve halife baskı ve zorlamadan kurtulduğu zaman meclisin aldığı karara göre uygun olan yerini alır.

Yorumlar:

  • Amacı Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmek ve vatanı düşman işgalinden kurtarmak olan kişilerden (idealistlerden) kurulmuştur.
  • Kurtuluştan sonra yapılacak inkılaplar bu meclisin gündemini oluşturmayacaktır.
  • Bu meclisin gerçekleştirdiği tek inkılap saltanatın kaldırılmasıdır.
  • Meclisteki subaylar askerlik mesleğini de beraber yürütmüşlerdir. (Meclisle, cephelerin irtibatını sağlamak için).
  • TBMM’ye karşı çıkan isyanlara karşı 29 Nisan 1920’de Hıyanet-i Vataniye kanunu çıkarılmıştır.
  • istiklal mahkemeleri vasıtasıyla yargı gücünü kullanmıştır.
  • Olağanüstü yetkilere sahip, sert tedbirler alan ihtilalci meclistir.
  • 20 Ocak 1921 ‘de Teşkilat-ı Esasiye adıyla ilk anayasa hazırlanmıştır.
  • Kurucu meclis özelliği taşımasına rağmen, ‘Olağanüstü yetkilere sahip meclis” adıyla açılmış,Meclis hükümeti sistemi benimsenerek isterin hızlı yürümesi ve meclis ile hükümetin uyum içinde çalışması sağlanmıştır.

TBMM’YE KARŞI ÇIKAN İSYANLAR

Sebepleri:

  • İtilaf devletlerinin denetimleri daram ettirebilmek amacıyla boğazların çevresinde tampon bölgeler oluşturmak istemeleri
  • Şeyhülislamdan alınan fetva ite Kuvay-ı Milliyeciler’in dinsiz ilan edilmesi
  • Yapılan gıyabi yargılamada Mustafa Kemal ve arkadaşları hakkında idam kararı çıkarılma
  • Milli mücadelecilerin Bolşeviklikle veya ittihatçılıkla suçlanmaları
  • Bütün bu suçlamaların İngiliz uçaklarıyla halka ulaştırılması
  • Bazı zengin ve nüfuz sahibi kişilerin çıkarlarını korumak istemesi
  • Azınlıkların bağımsız devlet kurma amaçları
  • Bazı Kuvay-ı Milliyeciler’in halka baskı yapması
  • Bazı Kuvay-ı Milliyeciler’in düzenli orduya katılmak istememesi

 

İstanbul Hükümeti’nin Çıkardığı İsyanlar

Anzavur İsyanı: Balıkesir çevresinde iki kez isyan etmiş Çerkez Ethem kuvvetlerince bastırılmıştır.

Kuvay-ı İnzibatiye İsyanı (Halifelik ordusu): Geyve, Adapazarı çevresinde faaliyet gösteren halifelik ordusu Ali Fuat Paşa birlikleri tarafından mağlup edilmiştir. Kuvay-ı inzibatiye’nin bir kısmı Kuvay-ı Milliye safına katılmışlardır.

 

İstanbul Hükümeti ile İtilaf Devletleri’nin Çıkardığı İsyanlar:

Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı İsyanları: İtilaf devletlerinin boğazlar çevresinde tampon bölgeler oluşturmak amacıyla çıkarttıkları isyanlardır. Ali Fuat Paşa ve Refet Bey birlikleri tarafından bastırılmıştır.

Afyon İsyanı (Çopur Musa): Askerleri firara teşvik eden Çopur Musa’nın isyanı Kuvay-ı Milliye birlikleri tarafından bastırılmış, Yunanlılar’a sığınmıştır.

Yozgat İsyanı: Çapanoğlu ailesi nüfuzlarını kaybetmek endişesiyle isyan etmiş, birliklerimizi uzun süre uğraştırmışım Çerkez Ethem kuvvetlerinin de yardımıyla bastırılmıştır.

Konya İsyanı: Delibaş Mehmet adında birisi isyan başlatmış, hükümet konağını basmış ve isyanı genişletmiştir. Daha sonra Refet Bey tarafından isyan bastırılmıştır.

Milli Aşireti İsyanı: Urfa taraflarında Fransızlar tarafından kışkırtılan Milli Aşireti, Fransız ordusuyla beraber Kuvay-ı Milliyeciler’e karşı mücadele etmişse de başarılı olamamıştır.

Not: Ayrıca Bayburt’ta Şeyh Eşref İsyanı, Bozkır’da Zeynelabidin İsyanı, Diyarbakır’da Ali Batı isyanı, Yenihan’da Postacı Nazım İsyanı, Garzan’da Cemil Çeto isyanı, Dersim çevresinde Koçkiri isyanı gibi isyanlar çıkmıştır.

Azınlıkların Çıkardığı İsyanlar :

Azınlıklar Wilson ilkelerine göre bulundukları bölgelerde bağımsız devletler kurabilmek için i yanlar çıkartmışlardır. İtilaf devletleri tarafından da desteklenen azınlık isyanları Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasıyla son bulmuştur.

Not: En son bastırılan isyan Karadeniz’den yardım alabilen Pontus Rumları’nın isyanıdır.

 

Kuvay-ı Milliyeciler’in Çıkardığı İsyanlar :

Çerkez Ethem İsyanı: Emrindeki Kuvayn Seyyare adındaki kuvvetlerle Yunanlılar’a vı TBMM’ye karşı çıkan isyanların bastırılmasında önemli rol oynamıştır. Fakat düzenli orduya ka tılmak istemeyerek isyan etmiş, l. İnönü Savaşı’nın hemen sonrasında isyanı bastırılmış, Çerkez Ethem Yunanlılar’a sığınmıştır.

Demirci Mehmet Efe İsyanı: Demirci Mehmet Efe de düzenli orduya katılmayarak isyan etmiş, Ali Fuat Paşa tarafından isyanı bastırılmıştır.

 

TBMM’nin Aldığı Tedbirler:

  • Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarılmıştır. (29 Nisan 1920).
  • İstanbul hükümeti ile bütün haberleşme kesilmiş, evraklar geri gönderilmiştir.
  • Ankara müftüsü Rıfat Efendi’nin başkanlığında birçok alimin imzasını taşıyan karşı fetva yayınlanmıştır.
  • Üyeleri milletvekillerinden oluşan İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.(11 Eylül 1920)

Not: TBMM’nin yargı gücünü kullanmasına bir örnektir.

  • Gezici “Nasihat Heyetleri” oluşturulmuştur.

İsyanların Sonuçları:

  • Milli mücadelenin uzamasına ve kurtuluşun gecikmesine sebep olmuştur.
  • Yunanlılar’ın ilerlemesine zemin hazırlamıştır.
  • Boş yere kardeş kanı akıtılmış, cephane harcanmıştır.
  • isyanların bastırılmasıyla Anadolu’da TBMM’nin güç ve otoritesi artmıştır.

 

SEVR BARIŞ ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)

Diğer mağlup devletlerle yapılan barış antlaşmalarının şartlan Paris Konferansı’nda belirlendiği halde Sevr’in şartları San Remo görüşmelerinde ortaya konmuştur. Bu gecikmenin sebebi:

  • Osmanlı’yı paylaşma konusunda anlaşmaya varamamaları
  • Geçen süre içerisinde daha fazla toprak işgal etmek istemeleri
  • Bir ateşkes antlaşması olan Mondros’un bir barış antlaşması gibi hükümler taşıması

Sevr’deki görüşmelerde şartları çok ağır bulan Tevfik Paşa antlaşmayı imzalamayınca İngilizlerin desteklediği Yunanlılar bir taraftan Edirne’yi diğer taraftan Balıkesir ve Bursa’yı işgal etmişlerdir. Bu gelişmeler üzerine Saltanat Şurası toplanmış ve Sevr’in imzalanmasına karar verilmiştir.

 

Kararlar:

  • Osmanlı Devleti İstanbul ve Orta Anadolu’da küçük bir bölgeyle sınırlandırılacak.
  • Boğazlar Türklerin dahil olmadığı bir komisyon tarafından idare edilecek.
  • Kapitülasyonlar en geniş şekli ile bütün devletlere tanınacak.
  • Azınlıklar vergi vermeyecek, askerlik yapmayacak.
  • Yunanlılar’a İzmir dahil Batı Anadolu ve Midye – Büyük Çekmece hattının batısında kalan bütün Doğu Trakya bırakılacak.
  • İngilizler’e, Musul, Kerkük, Irak, Filistin ve Arabistan bırakılacak .
  • Fransızlar’a, Adana, Malatya, Sivas çevresi ile Suriye bırakılacak.
  • Italyanlar’a, Antalya, Konya ve Güneybatı Anadolu’nun içlerine kadar olan bölgeler bırakılacak.
  • Doğu Anadolu’da iki yeni devlet kurulacak (Ermenistan, Kürdistan).
  • 50000 kişi haricinde asker bulundurulmayacak, ağır silahlar edinilmeyecek.

Not-1: Antlaşmanın geçerli olabilmesi için meclis tarafından onaylanması gerekmekte idi. Mebusan Meclisi kapatıldığı için bu mümkün olmadı. Bu yüzden Sevr hukuki geçerliliği olmayan ölü doğmuş bir antlaşma olarak kalmıştır.

Not-2: TBMM antlaşmayı onaylamamış, onaylayanları da vatan haini ilan etmiştir.

Not-3: Kurtuluş Savaşı sonrasında Sevr yerine Lozan Barışı imzalanmıştır.

KURTULUŞ SAVAŞI’NDA CEPHELER

 

A) DOĞU CEPHESİ:

1878 Berlin antlaşmasında Rusya’nın Ermeniler’ın koruyuculuğunu üstlenmesiyle Ermeni sorunu ortaya çıkmıştır. Özellikle Rusya’nın, ayrıca İngiltere ve Fransa’nın kışkırtmaları söz konusudur. Brest-Litovvsk Antlaşması’ndan sonra Kafkaslarda ilerleyişe geçen Osmanlı ordusu Mondros’tan sonra geri çekilmiş, Burada Ermenistan ve Gürcistan devletleri kurulmuştur. Ermeniler Wilson İlkeleri’ne göre nüfus çoğunluğunda olduklarını iddia ediyorlar, Çukurova ve Doğu Anadolu’yu içine alan bölgede bir Ermeni devleti kurmak istiyorlardı. General Harbord yayınladığı raporda Ermeni iddialarının doğru olmadığını açıklamıştır.

TBMM açıldığı sırada Ermeniler saldırılarını artırmış, bunun üzerine Doğu Cephesi komutanlığına getirilen Kazım Karabekir Paşa’ya hareket emri verilmiştir (24 Eylül 1920). Sarıkamış, Kars ve Gümrü ele geçirilmiş, Ermeniler barış istemiştir.

Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920):

  • Çıldır gölü ile Araş nehri sınır olacak
  • Berlin Antlaşması ile kaybedilen Kars çevresi ile Ardahan’ın bir bölümü TBMM’ye bırakılacak
  • Ermenistan TBMM’nin onaylamadığı hiçbir anlaşmayı imzalamayacak
  • Doğu Anadolu’da Ermeniler’in çoğunlukta olmadığı kabul edilmiştir.

Önemi:

  • TBMM’nin ilk askeri ve siyasi zaferidir.
  • Sevr’in geçersizliği ilk kez belirtilmiştir.
  • Misak-ı Milli kısmen gerçekleştirilmiştir.
  • Doğu sınırı belirlenmeye başlanmıştır.
  • Ermeni meselesi çözüme kavuşturulmuştur.
  • ilk kapanan cephe Doğu cephesidir. Buradaki birlikler batıya kaydırılmıştır.
  • Gürcistan’a bir nota verilmiş, Yapılan Batum Antlaşması’yla (23 Şubat 1921) Ardahan, Batum TBMM’ye verilmiştir.
  • Halkın TBMM’ye güveni artmıştır.

 

B) GÜNEY CEPHESİ:

Urfa, Antep ve Maraş bölgesi önce İngilizler, daha sonra Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. İngiliz işgaline ayaklanmayan halk Fransızlar’ın Ermeniler’i kışkırtmaları ve yapılan katliamlar karşısında direnişe geçmiştir. Maraş ve Urfa TBMM açılmadan kurtarılmış, Antep bir yıllık biri kuşatmadan sonra düşmüştür. Çukurova bölgesinde de bazı mücadeleler yapılmıştır. Sivas Kongresi’nde alınan kararla güneyde Kuvay-ı Milliye kurulmasına çalışılmıştır. Bölgenin işgal altında tutulmasının mümkün olmadığını anlayan Fransızlar Sakarya Savaşı’ndan sonra imzalanan Ankara Antlaşması’yla askerlerini çekmişler, Hatay hariç Suriye sınırımız belirlenmiştir.

Not-1: Güney cephesindeki başarılar bir şehir halkının düzenli orduya karşı kazandığı başarılardır. Bu cephede düzenli ordu kurulamamıştır.

Not-2: Fransa, Ankara Antlaşması ile TBMM’yi tanıyan ilk İtilaf devleti olmuştur.      

GÜNEY-BATI ANADOLU VE İTALYA: Savaş sırasında yapılan gizli anlaşmalar ile Ege ve Akdeniz İtalya’ya verilmiş iken Doğu Akdeniz’de güçlü bir İtalya’yı menfaatlerine uygun bulmayan İngiltere Ege Bölgesi’ni Yunanistan’a verince İtalya’nın diğer İtilaf Devletleri ile arası açılır ve Milli Mücadele’den yana tavır koyar. Her ne kadar İtalyanlar Antalya yöresini işgal etmişlerse de Ankara Hükümeti orduları başarılar kazanmaya başlayınca TBMM ile çatışmayı göze alamaz ve II. İnönü’den sonra kısmen. Sakarya Zaferi’nden sonra da tamamen Anadolu’dan çekilir.

Not: İtalya ile silahlı mücadeleye girilmemiştir.         

C) BATI CEPHESİ:

Düzenli ordunun kurulması: Yunanlılar’ın Bursa – Uşak arasındaki ilerleyişlerinin durdurulamaması, Gediz muharebelerinde alınan mağlubiyet, Kuvay-ı Milliye birliklerinin vatanı topyekün kurtaramayacağının, düzenli ordular karşısında başarılı olamayacağının anlaşılması ve zaman zaman halka baskı ve zulüm yapmaları düzenli ordu kurma çalışmalarını hızlandırmıştır. Ali Fuat Paşa’nın yerine Batı Cephesi komutanlığına getirilen İsmet ve Refet beylerin çalışmalarıyla

düzenli ordu kurulmuştur.

 

I.İNÖNÜ SAVAŞI (6 – 10 OCAK 1921):

Yunanlılar;

  • 1)sevr-i TBMM’ye kabul ettirebilmek,
  • Eskişehir’i alıp Ankara’ya ulaşarak milli mücadeleyi sona erdirmek,
  • Gücünü göstererek İtilaf devletlerinden daha fazla yardım sağlamak,
  • 4)Çerkez Ethem’in isyanından faydalanmak amacıyla harekete geçmişler,

İnönü mevkiinde mağlup olarak geri çekilmişlerdir. Hemen arkasından Çerkez Ethem mağlup edilmiş, Yunanlılara sığınmıştır.

Sonuçları:

  • TBMM’nin kurduğu düzenli orduların ilk zaferidir.
  • Düzenli ordu çalışmaları sona ermiş milli birlik ve bütünlük sağlanmıştır.
  • Halkın kendisine ve düzenli orduya duyduğu güven artmıştır.
  • Teşkilatı Esasiye kabul edilmiştir. (20 Ocak 1921)
  • Londra Konferansı toplanmıştır. (23 Şubat – 12 Mart 1921)
  • İstiklal Marşı kabul edilmiştir. (12 Mart 1921)
  • Afganistan ile bir dostluk antlaşması imzalanmıştır. (1 Mart 1921)
  • Ruslar’la Moskova Antlaşması imzalanmıştır. (16 Mart 1921)
  • ismet Bey generalliğe yükselmiştir.
  • istiklal mahkemeleri kaldırılmıştır.

 

LONDRA KONFERANSI (23 ŞUBAT – 12 MART 1921):

TBMM’nin arka arkaya aldığı başarılar özellikle de l. İnönü zaferinden sonra İtalya ve Fransa’nın ısrarıyla Londra’da bir konferans toplanarak Sevr’in yeniden gözden geçirilmesine sebep olmuştur. Amaçlan küçük değişikliklerle Sevr’i TBMM’ye kabul ettirmek ve Yunan ordusuna zaman kazandırmaktır, ikilik çıkarmak : amacıyla hem İstanbul hükümeti hem de TBMM davet edilmiştir.

TBMM’nin Amaçları:

1) Misak-ı Milli’yi dünya kamuoyuna duyurmak,

2) Savaş taraftarı olmadıklarını göstermek amacıyla konferansa Bekir Sami Bey’i göndermişlerdir.

İstanbul hükümeti temsilcisinin sözü TBMM temsilcisine bırakması ikilik çıkmasını önlemiştir. Bekir Sami Bey Misak-ı Milli’yi itilaf devletleri ise Sevr’i savunmuşlar, neticede konferans bir netice almamadan dağılmıştır.

Not-1: Londra Konferansı’nın önemi TBMM’nin varlığının itilaf devletleri tarafından resmen tanınmış olmasıdır.

Not-2: Milli mücadelenin savaş meydanlarında kazanılacak başarılardan sonra gerçekleşebileceği anlaşılmıştır.

Not-3: İtilaf devletleri arasındaki görüş ayrılığı artmıştır.

Not-4: İtilaf devletlerince Yunanlılar’a bir şans daha tanınarak taarruz emri verilmiştir.

İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ (12 Mart 1921): TBMM’nin açtığı ödüllü yarışmaya istemeyerekte olsa katılan Mehmet Akif “Kahraman Ordumuza” hitaben yazdığı şiirle birinci gelmiştir,

AFGANİSTAN İLE DOSTLUK ANTLAŞMASI (1 Mart 1921): Moskova’da Ruslar’la görüşmeler sürerken, Afganistan ile bir dostluk antlaşması imzalanmış, birbirlerini tanımışlar ve yardımlaşma sözü vermişlerdir.

Not: TBMM’yi tanıyan ilk Müslüman Asya devletidir.  

MOSKOVA ANTLAŞMASI (16 Mart- 1921): Ortak düşman karşısında yalnızlık politikasından da kurtulmak isteyen Sovyet Rusya ve TBMM birbirlerine yakınlaşmışlar ve Moskova Antlaşması imzalanmıştır. Buna göre;

1) Batum Gürcistan’a verilmek şartı ile Kars, Ardahan ve Artvin’in TBMM’ye ait olduğu kabul edilmiştir. (Misak-ı Milli’den ilk taviz verilmiştir.)

2) Osmanlı Devletiyle Çarlık Rusya arasında imzalanan anlaşmalar geçersiz sayılmıştır.

3) Taraflardan birinin onaylamadığı bir anlaşmayı diğeri de onaylamayacaktır.

4) Sovyet Rusya, TBMM’ye yardım yapacaktır.

Önemi: ilk kez bir Avrupa devleti tarafından TBMM ve Misak-ı Milli tanınmıştır.

Not-1: Kapitülasyonların kaldırılması ilk kez Sovyet Rusya tarafından kabul edilmiştir.        

Not-2: Doğu sınırımız büyük ölçüde çizilmiştir. (Kesin olarak Kars’ta belirlenmiştir.)

 

II.İNÖNÜ SAVAŞI (23 MART- 1 NİSAN 1921):

Londra Konferansı’nın hiçbir sonuç almamadan dağılmasından sonra, İtilaf devletleri Yunanlılar’a bir şans daha tanıyıp taarruz emri vermislerdir. Yunanlılar Türk ordusunun daha fazla güçlenmesini önlemek, Sevr’i kabul ettirebilmek, Eskişehir’i ele geçirip Ankara’ya geçmek, Milli Mücadele’yi sona erdirmek amacıyla harekete geçmişler fakat İnönü mevkiinde mağlup olarak geri çekilmişlerdir. 8 Nisan’da Afyon da Yunanlılar’dan geri alınmıştır.

Sonuçları :

  • Fransızlar Zonguldak’1, İtalyanlar Güneybatı Anadolu’yu boşaltmaya başlamışlardır.
  • Batı cephesi birleştirilmiş ve ismet Bey’in emrine verilmiştir.
  • Düzenli orduya duyulan güven artmıştır.
  • 4) Mustafa Kemal çektiği bir telgrafla İsmet Paşa’yı tebrik etmiştir.
  • Türk ordusu Dumlupınar ve Aslıhanlar’da bir taarruz denemesinde bulunmuş, fakat yeterli taarruz gücüne ulaşılamadığı için başarılı olamamıştır.

 

KÜTAHYA – ESKİŞEHİR MUHAREBELERİ(10 – 24 TEMMUZ 1921): II. İnönü Savaşı’ndan sonra taarruz için yeterli gücü olmadığı anlaşılan Türk ordusuna karşı, iyi donatılmış ve üstün sayıda bir kuvvetle saldırılması durumunda başarılı olacaklarına inanan Yunanlılar, taarruza geçerek Afyon, Kütahya ve Eskişehir’i ele geçirmişlerdir. Mustafa Kemal’in emri ile Türk ordusu Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmiştir.

Sonuçları:

  • Yunanlılar Sakarya Nehri’ne-kadar olan yerleri işgal etti.
  • Halkta ve mecliste bir panik başladı.
  • Meclisi Kayseri’ye taşıma ve yeniden Kuvay-ı Milliye’ye dönme tartışmaları başladı.
  • Mustafa Kemal’e karşı muhalefet güçlenmeye başladı.
  • 5 Ağustos’ta Başkomutanlık yasası çıkarıldı.
  • 8 Ağustos’ta Tekatif-i Milliye emirleri çıkarıldı.
  • İstiklal mahkemeleri yeniden kuruldu.

BAŞKOMUTANLIK YASASI (5 Ağustos 1921) : Mustafa Kemal işleri daha hızlı yürütmek ve bu kötü gidişe son vermek amacıyla meclisten geniş yetkiler istemiş, 3 aylığına başkomutanlığa atanmıştır. Buna göre yasama, yürütme, istiklal Mahkemeleri vasıtasıyla yargı yetkisine sahiptir. Birkaç kez uzatılan görev, 1922 Temmuzunda süresiz olarak uzatılmıştır. Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar bu görevde kalmıştır.

TEKALİF-İ MİLLİYE EMİRLERİ (8 Ağustos 1921): Orduyu Sakarya Savaşı’na hazırlamak amacıyla halktan son bir kez fedakarlık istenmiş, elinde bulunan yiyecek ve giyecek maddelerinin yük ve binek araçlarının bir kısmını, silah ve cephane olarak ne varsa hepsini orduya istemişlerdir. İllerde ve ilçelerde vergi komisyonları kurulmuş, vergilerin toplanması ve askerden kaçmaların önlenmesi için yeni İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.

Not: Tekalif-i Milliye Emirleri’ne göre toplanan yardımlar Sakarya Savaşı’na yetişmemiş, daha çok Büyük Taarruz’da kullanılmıştır.

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

Yunanlılar Sakarya Nehri’nin doğusuna geçerek taarruza başlamışlar, Türk savunma hattını yer yer aşarak Ankara yakınlarına kadar gelmişlerdir. Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır…” sözüyle uyguladığı yeni taktik başarıyla uygulanmış, Yunanlılar durdurulmuş, sonra Sakarya Nehri’nin batısına atılmışlardır. Taarruz gücüne ulaşmamış olan Türk ordusu daha ileriye gitmemiştir.

Sonuçları:

  • Bir dönüm noktası niteliğindedir. 1683 II. Viyana kuşatmasından beri devam eden geri çekilme son bulmuştur.
  • Son savunma savaşıdır.
  • Yunanlılar’ın taarruz gücü kırılmış, savunmaya çekilmiştir.
  • Sovyet Cumhuriyetleri’yle Kars Antlaşması imzalanmıştır. (13 Ekim 1921)
  • Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanmıştır. (20 Ekim 1921)
  • Ukrayna ile dostluk antlaşması imzalanmıştır. (2 Ocak 1922)
  • İtalyanlar Anadolu’yu tamamen boşaltmışlardır.
  • Mustafa Kemal’e gazilik unvanı ve mareşallik rütbesi verilmiştir. (19 Eylül 1921)
  • İngilizler teker teker müttefiklerince terk edilince çareyi savaşı durdurmakta bulurlar ve 22 Martta iki tarafa ateşkes teklifinde bulunurlar. Türk ordusunu hareketsiz bırakmak, milli hükümeti gevşetmek amaçlarını taşıyan teklif TBMM tarafından kabul edilmez. Kesin başarı için kesin zaferin lazım olduğu anlaşılır.
  • Yunanlılar, İngiliz desteğini kaybettiler.
  • İngilizler ile Esir Mübadelesi Antlaşması yapılır (22 Ekim 1921)

 

KARS ANTLAŞMASI (13 EKİM 1921): Sakarya’dan sonra Kafkas Cumhuriyetleri ile (Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan) imzalanmıştır. Buna göre; Moskova Antlaşması şartları tekrar edilmiş ve Doğu sınırımız kesinlik kazanmıştır.

ANKARA ANTLAŞMASI (20 EKİM 1921): II. İnönü’den sonra TBMM ile anlaşmak için Ankara’ya elçiler gönderen Fransa, Kütahya – Eskişehir yenilgisinden sonra bekleme yoluna gitmiş,Sakarya Savaşı kazanılınca Ankara Antlaşması imzalanmıştır.

Buna göre;

  • Fransa işgal ettiği toprakları boşaltacak
  • Boşaltılan topraklarda genel af ilan edilecek
  • Hatay’daki Türklere geniş haklar tanınacak ve Hatay özerk bir bölge olacak
  • Fransa TBMM ve Misak-ı Milli’yi tanıyacak
  • Caber Kalesi Türk bayrağı altında, Türk mülkü olarak kalacak.

Not-1: TBMM’yi ve Misak-ı Milli’yi tanıyan ilk itilaf devleti Fransa’dır.  

Not-2: Bu durum itilaf devletleri arasındaki görüş ayrılığını arttırmıştır. Güney cephesi kapanmış, buradaki askerlerimiz batıya kaydırılmıştır.

Not-3: Batum’dan sonra Hatay’ın Fransa’ya bırakılması Misak-ı Milli’den verilen ikinci tavizdir.

 

BÜYÜK TAARRUZ (26 AĞUSTOS – 18 EYLÜL 1922):

Mustafa Kemal’in başkomutanlığındaki Türk ordusu 1 yıl kadar hazırlık devresi geçirmiş, sürenin uzaması bir ara muhalefetin yoğunlaşmasına sebep olmuştur. 26 Ağustos’ta taarruza geçilmiş, (Afyon’un üzerinden) 4 günde Yunan savunma hattı aşılmış, Dumlupınar mevkiinde 30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Yunan ordusu büyük ölçüde imha edilmiştir. “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emriyle harekete geçen Türk ordusu 9 Eylül’de İzmir’i kurtarmış, 18 Eylül’de bütün Batı Anadolu Yunanlılardan temizlenmiştir.Türk ordusu kuzeye, Marmara, İstanbul ve Boğazlar’a doğru yönelmiş, İngilizlerle savaş durumu ortaya çıkmıştır. Fakat iki tarafta savaşı göze alamadığı için Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.

MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI (11 EKİM 1922):

İngiltere, dominyonlarının ve İngiliz basınının baskısı ve müttefiklerinin yalnız bırakması sonucu savaşı göze alamayarak Mudanya Barış Görüşmeleri’ni yapmaya razı olmuştur. Mudanya’daki barış görüşmelerine İngiltere, İtalya, Fransa ve TBMM katılmıştır.Görüşmelere katılmayarak Mudanya yakınlarında bir gemide bekleyen Yunanlılar’1 İngilizler temsil etmiştir.

Bu anlaşmaya göre;

  • Meriç Nehri’ne kadar öten Doğu Trakya 15 gün içinde boşaltılacak ve 1 ay sonra Türk ordusu buraya girebilecek
  • Barış imzalanıncaya kadar Doğu Trakya’daki Türk askeri 8 bin jandarma kuvvetini geçmeyecek
  • İstanbul ve Boğazlar TBMM’nin denetimine bırakılacak
  • Barış imzalanıncaya kadar İstanbul İtilaf devletlerinin denetiminde kalacak, Türk ordusu gösterilen sınırı geçmeyecektir.

Notlar:

  • Kurtuluş Savaşı’nın askeri safhası sona ermiş, siyasi safhası başlamıştır.
  • Savaşılmadan Doğu Trakya, Marmara ve İstanbul çevresi kurtarılmıştır.
  • Mudanya’da TBMM’yi temsil eden İsmet Paşa bu başarısından dolayı Lozan’a baş temsilci olarak gönderilmiştir.
  • Osmanlı Devleti hukuken sona ermiştir.
  • TBMM’nin varlığı itilaf devletleri tarafından tanınmış, Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir.

 

SALTANATIN KALDIRILMASI (1 Kasım 1922):

Amasya genelgesinden beri bahsedilen millet egemenliği TBMM’nin açılmasıyla gerçekleştirilmiş ve TBMM’nin üstünde hiçbir güç olmadığı belirtilmiştir.

Millet egemenliğinin yanında saltanatın da devam etmesi manasızdı. Üstelik Lozan görüşmelerine İtilaf devletleri ikilik çıkarmak için İstanbul Hükümeti’ni de davet etmişlerdir. İçte birliği sağlamak amacıyla 1 Kasım 1922’de saltanat hilafetten ayrılarak kaldırılmıştır. Böylece Osmanlı Devleti resmen sona ermiştir. Vahdettin sadece halife unvanını kullanarak İngilizlere müracaat etmiş ve ülkeyi terk etmiştir. TBMM Vahdettin’deki halifelik sıfatından İngilizlerin faydalanmasını engellemek için halifeliği Osmanlı hanedanından Abdülmecit Efendi’ye vermiştir.

Not-1: Osmanlı Devleti resmen sona erdi.

Not-2: Laikliğin ilk aşaması gerçekleşti.

Not-3: Milli egemenlik yolunda önemli bir adım atıldı.

 

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI (20 Kasım 1922-4 Şubat 1923, 23 Nisan 1923 – 24 Temmuz 1923):

TBMM barış görüşmelerinin yeri olarak İzmir’i teklif etmişse de kabul edilmemiş, tarafsız bir bölge olan Lozan’da anlaşılmıştır. TBMM’yi kimin temsil edeceği tartışma konusu olmuş, Mudanya Ateşkes Antlaşmasındaki başarılarından dolayı ismet Paşa gönderilmiştir. TBMM Kapitülasyonlar ve Ermeni yurdu meselesinde taviz verilmemesini istemiştir. Görüşmelere birçok İtilaf devletinin yanında Boğazlar konusunda Sovyetler ve Bulgaristan da katılmıştır. ABD ise yalnızca gözlemci göndermiştir. Görüşmeler 20 Kasım’da başlamış ama bir çok konuda anlaşılamamış, 4 Şubatta kesilmiştir.

İki tarafın orduları savaşa hazır hale getirilmişse de savaş olmadan 23 Nisan’da görüşmeler yeniden başlamıştır. Karşılıklı tavizlerle 24 Temmuz 1923’te antlaşma imzalanmıştır.

Maddeleri:      

Sınırlar:

  • Yunanistan ile sınır Mudanya’da olduğu gibi Meriç Nehri olacak
  • Bulganstan ile sınır İstanbul ve Nöyyi Antlaşmaları’na göre olacak
  • Bozcaada ve Gökçeada dışındaki Ege adaları Yunanlılar’a verilecek özellikle sınırlarımıza yakın olan adalar silahlandırılmayacak.
  • 12 Ada İtalyanlara bırakılacak
  • Türkiye-Suriye sınırı Ankara Antlaşması’na göre beklenmiştir
  • Türkiye-lrak sınırı ilgili devletlerin (Türkiye, İngiltere) ikili görüşmelerine bırakılmış, Musul sorunundan dolayı anlaşma sağlanamamıştır
  • Türkiye-İran sınırı 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndakı gibi kalmış, Zağros Dağlan sınır kabul edilmiştir.
  • Doğu sınırımız, Moskova ve Kars antlaşmalarına göre belirlenmiştir

 

Boğazlar:Boğazlar Türkiye’nin başkanı olduğu bir komisyon tarafından idare edilecek her iki yakası askerden arındırılacaktır.

Kapitülasyonlar: Kesin olarak kaldırılmıştır

Savaş Tazminatı: Savaş tazminatı olarak Yunanlılardan Karaağaç kasabas1 alınmıştır.

Azınlıklar: Türkiye vatandaşı kabul edilerek ayrıcalıkları kaldırılmıştır

Nüfus Mübadelesi:İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkler haricinde kalan nüfusa karşılıklı değiştirilmiştir.

Patrikhane: Bütün çabalara rağmen patrikhane yurt dışına çıkarılamamıştır Ancak yabancı kiliselerle irtibat kurması yasaklanmıştır.

Dış Borçlar: Osmanlı’dan kalma dış borçların ödenmesi isteğimize göre çözülmüş borçlar Osmanlı dan ayrılan devletler arasında paylaştırılmış payımıza düşen kısım kağıt para olarak taksitle ödenmiştir Duyun-ı Umumiye kaldırılmıştır.

Yabancı Okullar: Milli Eğitim Bakanlığı na bağlanmış bu konuda yabancı devletlerin müdahalesine izin verilmemiştir.

İstanbul’un Boşaltılması: Lozan m onayından sonra 6 hafta içinde gideceklerdir.

 

Not-1: l Dünya Savaşı’nın en son imzalanan barış anlaşması Lozan’dır.

Not-2- Uluslararası bir anlaşmadır ve geçerliliğini günümüzde de korumaktadır.

Not-3: Yabancı okullar dış borçlar, nüfus mübadelesi boğazlar, Musul meselesi ve Hatay sorunu sonradan tekrar gündeme gelmiş ve çoğu lehimize çözülmüştür

Not-4- Sevr’in geçersiz olduğu kabul ettirilmiştir

Not-5: itilaf Devletleri Misak-ı Milli yi ve Türk Devleti’nin bağımsızlığını kabul ettiler.

Not-6: Musul meselesi Lozan’da çözülemeyen ve sonraya bırakılan tek meseledir     H

Not-7: Türk isteklerine en fazla direnen devletler İngiltere ve Fransa’dır        

Not-8: Türk Kurtuluş Savaşı sömürge altındaki milletlere örnek olmuştur.

 

İNKILAP ÇALIŞMALARI

I.MECLİS’İN AÇILMASI (11 Ağustos 1923)

23 Nisan 1920’de çalışmalarına başlayan l. TBMM, ulusal bağımsızlığı gerçekleştirmeyi amaçlayan vatansever insanlardan oluşuyordu. Çok zor şartlarda çalışmış ve bunu başarmıştı. Mustafa Kemal mecliste değişik görüşlerde olan insanları bir araya getirmek için “Mûdafaa-i Hukuk” grubunu kurmuştu. Meclis 1 Nisan’da kendini feshetmesiyle seçimlerin yenilenmesine karar verildi.

Seçimleri çoğunlukla Müdafaa-i Hukuk grubu üyeleri kazandı. II. TBMM 11 Ağustos 1923’te çalışmalarına başladı. 23 Ağustos 1923’te Lozan Anlaşması meclis tarafından onaylandı.

ANKARA’NIN BAŞKENT OLMASI (13 Ekim 1923)

Lozan Anlaşması uyarınca anlaşmanın TBMM’de onaylanmasını takip eden altı hafta içinde İstanbul İtilaf devletleri askerlerince boşaltıldı.(2 Ekim 1923). Bu durum başkent sorununu gündeme getirdi. Meclisteki uzun tartışmalardan sonra Ankara başkent olarak kabul edildi.

CUMHURİYETİN İLANI (29 Ekim 1923)

TBMM’nin açılması, arkasından saltanatın kaldırılmasıyla millet egemenliği büyük ölçüde ger-i çekleşmişti. Fakat kamuoyu hazır olmadığı için “Cumhuriyet” adı konmamıştı. Üstelik “Meclis Hükümeti” sistemi hükümet bunalımına yol açmıştı. Sonunda 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı, Fethi Bey TBMM başkanı, ismet Paşa başbakan oldu.

Cumhuriyetin ilanıyla;

  • Devlet rejiminin adı belirlendi.
  • Devlet başkanı sorunu halledildi.
  • Meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçildi.
  • Yürütmeye işlerlik kazandırıldı.
  • Mustafa Kemal cumhurbaşkanı, İsmet Paşa başbakan, Fethi Bey meclis başkanı seçilmiştir.

 

HALİFELİĞİN KALDIRILMASI (3 Mart 1924):

Saltanat kaldırılırken kamuoyu hazır olmadığı için halifelikten ayrılmıştı. Fakat saltanat taraftarlarının halifelik makamı etrafında toplanması, Abdülmecit Efendi’nin saltanatı çağrıştıran davranışları, halifeliğin inkılapların ve laikliğe geçişin önündeki en büyük engel olması, işlevini kaybettiği l. Dünya Savaşı’yla ortaya çıkan halifelik gibi bir kurumun çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nde yerinin olmaması ve basında gelişen bazı hadiseler yüzünden 3 Mart 1924’te halifelik kaldırılmıştır.

Aynı gün;

  1. Seriye ve Evkaf Vekaleti kaldırıldı (Laiklik yolunda önemli bir adım).
  2. Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi (Eğitim ve öğretimin birleştirilmesi sağlandı).
  3. Erkân-ı Harbiye Vekaleti kaldırıldı (Genel Kurmayın politikayla uğraşması engellendi).
  4. Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılmasına karar verildi.
  5. Harbiye Nezareti kaldırıldı (Yerine Savunma Bakanlığı kuruldu).

 

ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ DENEMELERİ

CUMHURİYET HALK PARTİSİ (9 Ağustos 1923)

İlk TBMM’de Mustafa Kemal’in kurduğu Müdafaa-i Hukuk grubundan başka Tesanüt, istiklal, Halk ve Islahat grupları da bulunuyordu. Mustafa Kemal inkılapları yapacak kadroyu bir araya getirmek için 9 Ağustos 1923te Halk Fırkası’nı kurdu. 1950’ye kadar iktidarda kalan partiye (1923 – 1938) yıllarında Mustafa Kemal, (1938-1950) yıllarında da ismet İnönü başkanlık yapmıştır. Bu tarihe kadar partinin başkanı aynı zamanda cumhurbaşkanı idiler.

Not: Parti ekonomide “Devletçilik” ilkesini savunmuştur.

TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI (17 Kasım 1924):

1924 yılında ordunun siyasetle uğraşması yasaklanınca pek çok subay askerlik görevinden istifa ederek politikaya girdi. Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Rauf Bey (Orbay), Refet Bey (Bele), Adnan Bey (Adıvar) birleşerek aynı görüşü paylaşan kimseleri bir araya getirmek amacıyla bir parti kurdular. Parti kısa zamanda rejim muhaliflerinin yuvası durumuna geldi. Partinin ilk şubesinin Urfa’da açılması çalışmalarının iyi yolda olmadığının göstergesidir. Partinin yaptığı çalışmaların Şeyh Said İsyanı’nın çıkmasında etkisi görülmüş ve Takrir-i Sükun Kanunu’na dayanılarak 5 Haziran 1925’te parti kapatılmıştır.

Not: Parti ekonomide “liberalizm”i benimsemiştir.

 

ŞEYH SAİD AYAKLANMASI (13 Şubat 1925)

Nedenleri:

  • Terakkiperver partisinin olumsuz çalışmaları
  • Türk Devleti’nin Musul’a müdahalesini engellemek isteyen İngilizlerin Güneydoğuda karışıklık çıkarmak amacıyla buradaki yerli ahaliyi devlet kurma yolunda kışkırtmaları.
  • Laik Cumhuriyete ve inkılaplara karşı olanların bir araya gelmeleri

Diyarbakır’ın Piran köyünde başlayan ayaklanma kısa sürede Doğu Anadolu’ya yayıldı. Fethi Bey Hükümeti ayaklanmayı bastırmakta başarısız olunca istifa etti.

İsmet Paşa Hükümeti 4 Mart 1925’te Takrir-i Sükun Kanunu’nun çıkarılmasını sağladı. İstiklal Mahkemeleri yeniden kurularak ayaklananlar cezalandırıldı. Musul sorununun aleyhimize çözümlenmesine sebep oldu. Ayrıca çok partili hayata geçişin ilk denemesinin başarısız olmasına yol açtı.

Not: Rejime karşı yapılan ilk ayaklanma olması yönüyle 31 Mart Vakası’na benzemektedir.

 

İZMİR SUİKASTI (16 Haziran 1926):

Rejim karşıtları ve muhalifler Mustafa Kemal’e karşı başarısız bir suikast girişiminde bulunmuşlardır. Rejime yönelik bu hareket de başarısız kalmıştır.

 

SERBEST CUMHURİYET FIRKASI (12 Ağustos 1930):

Nedenleri:

  • 1929 Dünya ekonomik buhranından etkilenen Türkiye’de bu buhranın aşılmasını sağlamak amacıyla değişik görüşlerin ortaya çıkmasını sağlamak.
  • Ülkede demokratik bir ortam oluşturmak
  • Hükümetin çalışmalarını denetleyecek bir muhalefet partisi ortaya çıkarmak.

 

Bu sebeplerle Mustafa Kemal, Fethi Bey’den parti kurmasını istedi. 12 Ağustos 1930’da kuruldu.Serbest Cumhuriyet Fırkası kısa zamanda rejim muhaliflerinin yuvası durumuna geldi. Bu durumu gören Fethi Bey, 18 Aralık 1930’da partiyi kapattı. Partinin kapatılmasındaki isabet kısa zaman içinde belli oldu. 23 Aralık 1930’da rejim karşıtları Menemen’de ayaklanarak Yedek subay Kubilay’ı öldürdüler. Ayaklanma kısa sürede bastırıldı. Suçlular ağır şekilde cezalandırıldı.

Not-1: Her iki demokrasi denemesi de gösterdi ki Türk toplumu henüz çok partili siyasi rejim hazır değildir.        

Not-2: II. Dünya Savaşı’ndan sonra 1946 yılında Demokrat Parti’nin kurulmasıyla çok partili hayata geçilebilmiş, gerçek demokratik seçimler ise ancak 1950’de yapılmıştır. 1950’de Demokrat Parti iktidarı başlamıştır. 

 

DIŞ POLİTİKA

YABANCI OKULLAR SORUNU :

1924 yılında Türkiye ülkedeki bütün yabancı okulların Milli Eğitim’e bağlandığını batılı devletlere bildirdi. Batılı devletler bu duruma karşı çıkmak istedilerse de Türkiye bunu bir iç sorun saydığını bu nedenle görüşme konusu yapmayacağını bildirince sorun kendiliğinden ortadan kalkmış oldu.

MUSUL SORUNU (5 Haziran 1926):

Lozan Antlaşması’na göre Musul Sorunu, Türkiye ile ingiltere’nin ikili görüşmeleriyle halledilecek, ikili görüşmelerle sorun halledilmezse Milletler Cemiyeti’ne havale edilecekti. Türk – İngiliz görüşmeleriyle sorun halledilemeyince olay Milletler Cemiyeti’ne intikal etti. Milletler Cemiyeti haksız kararlarla Musul’u İngiliz mandası altındaki İrak’a bıraktı. Bu durum karşısında bütün gücünü Şeyh Said ayaklanmasını bastırmada harcayan Türkiye herhangi bir şey yapamadı, karara razı oldu. Sorunu halledebilmek amacıyla Türkiye ile ingiltere arasında Ankara Antlaşması imzalandı (5 Haziran 1926). Türkiye Musul’un İrak’a ait olduğunu kabul ediyor, buna karşılık Irak, Musul petrol gelirlerinin % 10’unu 25 yıl süreyle Türkiye’ye vermeyi kabul ediyordu.

Not: Irak sınırımız kesin biçimini aldı.

NÜFUS MÜBADELESİ (30 Haziran 1930):

Lozan Anlaşması’na göre İstanbul’daki Rumlarla Batı Trakya’daki Türkler haricindeki nüfus değiştirilecekti. Bu durumu kendi lehine çevirmek isteyen Yunanistan, istanbul’da daha fazla Rum bırakmak istemiştir. Bu gelişme Türk – Yunan anlaşmazlığına yol açtı. Ancak devlet büyüklerinin karşılıklı ziyaretleri sayesinde sorun halledildi. Bu yakınlaşma Balkan Antantı’nın gerçekleşmesini sağlayacaktır.

BORÇLAR SORUNU :

Osmanlı’dan kalan borçların ödenme şekli ve ekonomik bunalımlar yüzünden özellikle Fransa B ile ilişkiler gerginleşmişse de Türkiye’nin istediği şekilde çözümlenmiştir.

TÜRKİYE’NİN MİLLETLER CEMİYETİ’NE GİRMESİ (18 Temmuz 1932):

Barışçı olduğunu kanıtlamak ve dünya barışına katkıda-bulunmak isteyen Türkiye etkisinin olmadığına inanmasına rağmen Milletler Cemiyeti’ne üye oldu. Cemiyeti yönlendiren İngiltere ile ilişkiler gelişmiştir.

BALKAN ANTANTI (9 Şubat 1934)

Almanya ve italya’nın aşırı silahlanması ve İtalya’nın Balkanlar’da ve Akdeniz’de egemenlik kurmak istemesi paktın oluşmasına neden oldu. Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında pakt gerçekleştirildi.

Not: Böylece Türkiye batı sınırını güvence altına almıştır.

MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ (20 Temmuz 1936):

Almanya ve İtalya’nın saldırgan tutum takınması sonucu Boğazlar’ın güvenliğinin kalmadığını, silahsızlanma çabalarının başarılı olmadığını ve şartların değiştiğini ileri süren Türkiye, Boğazlar’la ilgili bir toplantı düzenlenmesini istedi. Montrö Boğazlar toplantısında Rusya’nın karşı çıkmasına rağmen, İngiltere ve Fransa’nın desteğiyle istediğimiz kararlar alınmıştır. Buna göre;

  • Boğazlar Komisyonu kaldırıldı, idaresi Türkiye’ye bırakıldı.
  • Türkiye boğazların her iki yakasını silahlandırabilecekti.
  • Barış zamanında ticaret gemilerinin Boğazlar’dan geçişleri serbest olacak, savaş gemilerinin geçişleri ise izne tabi olacaktır.
  • Savaş zamanında Boğazlar’ı istediği gibi açıp-kapatabilecekti.

Sonuç: Lozan Anlaşması’nın ulusal egemenliğimizi zedeleyen maddesi ortadan kaldırıldı. Türk topraklan arasında bütünlük sağlandı. Türkiye’nin boğazlara tek başına sahip olmasıyla dünya devletleri arasındaki değeri arttı.

Not: 1921 yılında Çekoslovakya, Romanya ve Yugoslavya arasında Küçük Antant, 1925 yılında Almanya ve Fransa arasında Lokarno Antlaşması, 1928 yılında Fransa ve ABD arasında Kellog Paktı kurulmuştur.

 

SADABAT PAKTI (8 Temmuz 1937): İtalya’nın Habeşistan’a saldırması ve güneyde yayılmacı politika izlemesi karşısında Türkiye, Irak, İran ve Afganistan arasında kuruldu. Türkiye güney ve doğu sınırlarını güvence altına almış oldu.

 

HATAY’IN ANAVATAN’A KATILMASI (30 Nisan 1939): Fransa’nın 1936’da Suriye’den çekilmesi üzerine 1921-Ankara Antlaşması’na dayanan Türkiye’nin müracaatıyla Hata/m bağımsızlığı kabul edildi. 2 Eylül 1938’de Hatay Cumhuriyeti kuruldu. Daha sonra Hatay Meclisi Türkiye ye katılma kararı aldı (30 Nisan 1939).

Not-1: Yeni Türk Devleti’nin sınırları kesinleşmiş oluyordu.  

Not-2 : Atatürk Dönemi Türk dış politikasını iki dönemde incelemek mümkündür.        

a) 1923-1930 yılları: Lozan’dan kalan pürüzler çözülmüştür.

b) 1930-1938 yılları: Yaklaşan II. Dünya Savaşı tehlikesine karşı önlemler alınmıştır.

 

 

ATATÜRK İLKELERİ

A) TEMEL İLKELER

 

  • CUMHURİYETÇİLİK: Halkın kendi kendisini idare etmesi esasına dayanır. Çok partili sistemi öngörür. Türk inkılabının siyasal görünüşüdür.

Not: Mustafa Kemal’in taviz vermediği bir ilkedir.

  • MİLLİYETÇİLİK:Üyesi olduğumuz ulusun varlığını sürdürmesi ve ilerlemesi için diğer bireylerle birlikte çalışmaya ve bu çalışmanın bilincini sonraki kuşaklara aktarmaya denir. Esas ırk değil kültürdür.
  • HALKÇILIK: Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik ilkelerinin doğal sonucudur. Halkçılık ulusu oluşturan çeşitli toplumsal gruplar arasında eşitliğin sağlanması, ayrım yapılmaması, yasalardan ve hizmetlerden eşit olarak yararlanılmasını öngörür.
  • LAİKLİK:Atatürk ilkelerinin dayandığı iki temel ilkeden binsi Milliyetçilik, diğeri Laikliktir. Türk ulusunu oluşturan bireylerin dinsel inançlarına, vicdan özgürlüklerine karışmamak, bu haklarını güvence altına almak, devleti ve hukuk kurallarını dine göre değil, akıl ve bilime göre düzenlemeye denir.

Not: Mustafa Kemal’in taviz vermediği bir diğer ilkedir.

  • DEVLETÇİLİK:Özel sektörün yetersiz kaldığı yerde yatırımların bizzat devlet tarafından yapılmasını öngören ekonomik bir ilkedir. Özel teşebbüsü reddetmez.
  • İNKILAPÇILIK (DEVRİMCİLİK):Devletin, çağın gereklerine göre sürekli yenilenmesini öngören, durağanlığı reddeden bir ilkedir. Akılcılık ve bilimselliği tek yol ve hedef kabul eder.

 

B) BÜTÜNLEYİCİ İLKELER :

  • Ulusal Egemenlik (Cumhuriyetçilik-Egemenliği milletin kullanması)
  • Ulusal birlik, beraberlik ve ülke bütünlüğü (Milliyetçilik)
  • Ulusal bağımsızlık
  • Yurtta barış, dünyada barış (Dış siyaset, kalkınma amaçtı)
  • Bilimsellik ve Akılcılık (Rasyonalizm)
  • Çağdaşlık ve Batılılaşma (İnkılapçılık)
  • İnsan ve insanlık sevgisi (Dünya milletleri akrabadır.)

 

 

TÜRKİYE’DE İNKILAP HAREKETLERİ

Atatürk’ün inkılap anlayışı radikal ve köklü değişiklikler yapılması şeklindeydi. Özellikle Türk milletini son yüzyıllarda geri bıraktıran kurumlan kaldırmak, yerine çağdaş kurumlar getirmek istiyordu. Zaten ulusal egemenlik anlayışına uygun kurulan bir devletin de yeni kurumlara ihtiyati cı vardı. Bundan dolayı birbirini takip eden değişik alanlarda çeşitli inkılaplar yapılmıştır.

SİYASİ ALANDA :

  1. Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922-Laikliğin ilk aşaması)
  2. Ankara’nın başkent olması (13 Ekimi 923)
  3. Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923-Demokratikleşmede önemli bir adım)
  4. Halifeliğin ilgası (3 Mart 1924-Laikleşmede önemli bir adım)
  5. Ordunun siyasetten ayrılması (19 Aralık 1924)
  6. Anayasa’dan “Devletin dini islam’dır.” ibaresinin çıkarılması (10 Nisan 1928)
  7. Atatürk ilkelerinin anayasaya girmesi (1937)

 

HUKUKİ ALANDA:

Yenilik Yapılmasının Nedenleri;

  • Osmanlı Devleti’nde hukuki birliğin olmaması
  • Modern hayatın ihtiyaçlarına cevap verememesi
  • Batı medeniyetine bir an önce geçmek için batı hukukuna yönelme gereği.
  • Osmanlı hukuk sisteminin, laik devletin esaslarına uygun olmaması
  • Osmanlı hukuk sisteminde kadın hakları konusunda eksikliklerin olması
  • Mecelle’nin tamamlanamamış olması

Medeni Kanunun Kabulü (17 Şubat 1926):

Medeni Kanun, evlenme, boşanma, miras vb. her türlü ilişkileri düzenlemektedir. Medeni Kanun bu yönüyle toplum hayatının düzenlenmesinde önemli rol oynamıştır.

Türkiye laikliği benimsediği için şer’i hukuka göre düzenlenen Mecelle’yi uygulayamazdı. Yeni bir kanun hazırlanması da çok zaman alabilirdi. Bundan dolayı Japonların yaptığı gibi İsviçre Medeni Kanunu’nun alınması kararlaştırıldı. En son hazırlanan modem bir kanundu. Akılcı ve pratik çözümler getiriyordu. Laiklikte önemli bir adım atıldı.

Buna göre; tek eşlilik, resmi nikah zorunluluğu, kadınlara da boşanma hakkı, mirasta ve şahlikte eşitlik, kadınların dilediği işte çalışabilmesi, Patrikhane’nin dünya ile ilgili yetkilerinin kaldırılması, din ve mezhep farkının kaldırılması gerçekleştirilmiştir.

Not: Ayrıca Almanya’dan Ceza Mahkemeleri Usulü, italya’dan Ceza, Fransa’dan İdari Hukuk alınmıştır.

 

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA :

Osmanlı Devleti’nde eğitimde birliğin olmaması ve dini nitelikli olması yenilik yapılmasını zorunlu kılıyordu.

  1. Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924): Eğitim-öğretim birleştirilerek, devlet denetimine ve Milli Eğitim Bakanlığı emrine verildi. Bu kanun çerçevesinde medreseler kapatıldı. (Laiklikle ilgilidir.)
  2. Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926): İlk ve Orta öğretimin esasları tespit edildi. Eğitim-Öğretim hizmetleri laik eğitim anlayışıyla modernleştirildi. (Laiklikle ilgilidir.) ‘
  3. Harf İnkılabı (1 Kasım 1928) : Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur ve Arap alfabelerini kullanmışlardı. Laik Türkiye Devleti’ne en uygunu olarak görülen Latin alfabesi, yeni Türk alfabesi olarak kabul edildi.
  4. Millet Mektepleri’nin Açılması (1928) : Yeni Türk Alfabesi’ni “halka” öğretmek amacıyla okullar açılmıştır.
  5. Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması (15 Nisan 1931): Türk tarihini “Milliyetçilik ve Laiklik” ilkeleri esaslarına uygun olarak ele almak, Türkler’in kökenini, hizmetlerini, kurdukları devlet ve medeniyetleri araştırmak amacıyla kurulmuştur.
  6. Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (12 Temmuz 1932): Türkçe’yi yabancı dillerin tesirinden kurtararak gelişmesini ve zenginleşmesini sağlamak, dilde millileşme ve sadeleşme yoluna gitmek, Türkçe’yi bir bilim ve kültür dili haline getirmek amaçlanmıştır.

Not: Türk Tarih ve Dil Kurumlan’nın kurulması Milliyetçilik ilkesiyle ilgilidir.

  1. Üniversite Reformunun Yapılması (1933):Darülfünun kaldırılarak yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuştur (31 Mayıs 1933). Modern bilime açık olan bu üniversitede Hitler Almanyası’ndan kaçan bilim adamları da görev aldı.
  • Ankara Hukuk Mektebi – 1925 – (İlk yüksekokul), Sonra Yüksek Ziraat Enstitüsü (1933)
  • Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi – 1936 – (ilk fakülte)
  • Güzel Sanatlar Akademisi, Devlet Konservatuarı açıldı.

 

TOPLUMSAL ALANDA:

 

1.Kılık – Kıyafet İnkılabı:

a) Şapka Kanunu (25 Kasım 1925)

b) Dini kıyafetlerle dolaşılmasının yasaklanması (3 Aralık 1934)

Not-1: Çağdaşlaşma ile ilgili bir inkılaptır.

Not-2: Diyanet İşleri Başkanı, Patrik ve Hahambaşı bu kanunun dışında tutulmuştur.

2.Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925): 30 Kasım 1925’te çıkarılan bir kanunla tekke, türbe ve zaviyeler kapatıldı. Yine aynı kanunla “Şeyhlik, dedelik, dervişlik, seyitlik, çelebilik, türbedarlık gibi unvanlar da kaldırıldı. (Laiklikle ilgilidir.)

3.Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik: Bu alanlarda birliği sağlamak ve Batılılaşmak amacıyla değişiklik yapılmıştır. Hicri ve Rumi takvim yerine Miladi Takvim (1 Ocak 1926) kabul edildi.

Ağırlık ve uzunluk ölçüsü olarak uluslararası ölçüler olan metre ve gram kullanılmaya başlandı (1 Nisan 1931).

Devletler arası ilişkilerde düzeni sağlayabilmek için hafta tatili Cuma’dan Pazar’a alındı

4.Soyadı Kanunu’nun Kabulü (21 Haziran 1934): Kişilerin sosyal hayatta kolaylıkla tanınmaları, karışıklıkların önlenmesi için herkese Türkçe ve ahlaka aykırı olmayan birer soyadı verilmiştir. TBMM Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını vermiştir.

Bu kanunla beraber eski toplum zümrelerini belirten unvanlar kaldırıldı. Aynı kanunla Osmanlı   manii nişan ve rütbelerini taşımak da yasaklandı.

5.Kadınlara Siyasi Haklar Verilmesi (5 Aralık 1934): Kadınlara 1930’da belediye meclislerine, 1933’te muhtarlıklara girme hakkı, 5 Aralık 1934’te de milletvekili seçme ve seçilme hakkı hem de bir çok Avrupa devletinden önce verilmiştir.

 

EKONOMİK ALANDA :

Mustafa Kemal, askeri zaferlerin, siyasi ve ekonomik zaferlerle devam ettirilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu gayeyle ekonomik faaliyetleri bir bütün olarak değerlendirmiş ve Lozan imzalanmadan önce ele almıştır.

  1. İzmir İktisat Kongresi (18 Şubat – 4 Mart 1923): Lozan’daki barış görüşmelerinin kesildiği bir sırada, İzmir’de Türkiye iktisat Kongresi toplandı. Değişik kesimlerden 1135 temsilcinin katıldığı bu kongrenin sonucunda “Misak-ı iktisadi” kabul edildi. Buna göre ekonomik kalkınmada tam bağımsızlık öngörülüyor, kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi ve kendi çabamızla kalkınmanın gereği ortaya konuluyordu.
  2. Kapitülasyonların Kaldırılması (24 Temmuz 1923): Lozan’da kesin olarak kaldırılmıştır.
  3. İş Bankası’nın Kurulması (1924): Özel sektöre destek sağlamak amacıyla ilk özel Türk bankası olan İş Bankası kurduruldu.
  4. Aşar Vergisi’nin Kaldırılması (17 Şubat 1925): Köylünün rahatlatılması ve üretimin artırılması amacıyla aynı zamanda şer’i bir vergi olan aşar kaldırıldı.
  5. Kabotaj Kanunu’nun Çıkarılması (1 Temmuz 1926): Türkiye karasularında Türk gemicilerin ticaret yapmasına imkan tanınıyor, denizcilik geliştirilmeye çalışıyordu. (Milliyetçilikle ilgilidir.)
  6. Teşvik-i Sanayi Kanunu (1926): Özel sektörü sanayi alanına çekmek ve ona kredi sağlamak için çıkarılmıştır.
  7. Tarım-Kredi Kooperatifleri’nin Kurulması (1928): Çiftçiye kredi, ucuz alet ve makina imkanı oluşturulmaya çalışıldı.
  8. Toprak Reformu (1929): Topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak hedeflenmiştir. Fakat tam başarılı olunamamıştır.
  9. Birinci 5 Yıllık Kalkınma Planı (1933 -1938): Bu dönemde devlet, temel tüketim ve aramallar sağlamak gayesiyle üç beyaz ve üç siyah projesine ağırlık verilmiştir. Un, şeker, pamuk üç beyazı, kömür, demir ve akaryakıt ise üç siyahı oluşturuyordu. Bu temel malların üretilmesi ile döviz tasarrufu sağlandığı gibi, bu maddeler ile dışa bağımlılık da ortadan kalkacaktı.Hazırlanan bu plâna göre özel sektörün gerçekleştiremeyeceği yatırımlar, devlet eliyle yapılmaya başlandı. Plân doğrultusunda dokuma, demir, kağıt, cam ve kimya alanlarında 1937’ye kadar onaltı fabrika kuruldu. Fabrikaların işletmeye açılmasıyla, dışarıdan alınan mallar yüzde elli oranında azaldı.

“İkinci Beş Yıllık Plân” ise İkinci Dünya savaşı’ndan dolayı uygulanamadı. Fakat, 1945 yılına kadar süren savaş esnasında Türkiye, dışarıya mühtaç olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmiştir. Sümerbank’ın açılmasıyla elde edilen başarı, kuruluşların açılmasını teşvik etmiş ve maden işleri ile uğraşacak Etibank kurulmuştur. Böylece sanayide devletçilik ilkesi yerleştirilmeye çalışılmıştır.

Not: Çağdaşlaşmanın en yoğun olduğu dönem 1923-1934 yılları arasıdır.

 

II.DÜNYA SAVAŞI (1939 – 1945)

Ortaya Çıkış Sebepleri:

  • İtalya ve Almanya’nın saldırgan tutumları
  • Kominizm tehlikesinin artması
  • Dünya Savaşı sonunda Almanya’nın imzaladığı VVersailles Antlaşması’nın etkisi
  • italya’nın, l. Dünya Savaşı’ndan galip bir devlet olarak çıkmasına rağmen aradığını bula-maması (Paris Barış Konferansı)
  • Japonya’nın sömürgeci faaliyetlere girişmesi

 

Savaşın Başlaması ve Gelişimi:

Almanya’nın Polonya’ya saldırmasıyla başlamıştır. Japonya’nın Perl Harbour’a saldırmasıyla 1942’de ABD de savaşa katılmıştır.

Müttefiklerin Sicilya ve Normandiya çıkarmalarıyla önce İtalya, sonra Almanya, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından sonra da Japonya teslim olmuştur. Böylece II. Dünya Savasi son bulmuştur.

Mihver Devletleri : Almanya, İtalya, Japonya

Müttefik Devletler: İngiltere, Fransa, Rusya, ABD

Not: Türkiye II. Dünya Savaşı’nda tarafsızlığını korumaya çalışmıştır. Fakat savaş sonrası görüşmelere katılabilmek için 23 Şubat 1945’te Mihver Devletlerine savaş açmıştır.

Savaşın Sonuçları:

  1. Almanya, İtalya ve Japonya sömürgelerini kaybettiler.
  2. Almanya ikiye ayrıldı, rejim değişikliği oldu.
  3. İtalya, Kuzey Afrika’dan çekildi, Libya kuruldu, italya Oniki Ada’yı Yunanlılar’a bıraktı (1947 Paris Antlaşması).
  4. Birleşmiş Milletler Cemiyeti kuruldu (1945).
  5. Yahudiler’e Filistin’de “İsrail Devleti” kuruldu (1948).
  6. ingiltere’nin sömürgeleri bağımsızlıklarına kavuştular (Mısır, Hindistan).
  7. ABD, İngiltere ve Sovyetler Yalta’da biraraya gelerek dünyayı nüfuz bölgelerine ayırdılar. (Yalta Konferansı)
  8. Savaş sonrası SSCB’nin komünizmi yayma çalışmalarına karşı NATO (Kuzey Atlantik Paktı) kuruldu (1949).

Not: Türkiye 1952’de Kore Savaşı’ndaki yardımları dolayısıyla Nato’ya dahil edildi.

  1. OECD (Avrupa Ekonomik işbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) 1947’de; Avrupa Konseyi 1949’da kuruldu.
  2. Nato’ya karşı Sovyetler liderliğinde Varşova Paktı kuruldu (1955).

Not: Türkiye, Yunanistan ve Yugoslovya arasında Balkan Paktı (1954); Türkiye, iran, Irak, Pakistan ve ingiltere arasında da Bağdat Paktı kurulmuştur (1955).

  1. İlk kez atom bombası kullanıldı.

 

ANAYASALAR

TEŞKİLAT-I ESASİYE (20 Ocak 1921):

  • Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir. (Millet egemenliği hukuki geçerlilik kazandı).
  • Yürütme ve Yasama TBMM’de toplanmıştır.
  • Türkiye, Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilir, hükümeti TBMM Hükümetidir.
  • Şeriat hükümlerini uygulama, kanun koyma, kaldırma, antlaşma yapma TBMM’ye aittir.
  • Valiler TBMM Hükümeti tarafından atanır.
  • Bakanlar Kurulu başkan ve üyeleri TBMM tarafından gizli oyla, salt çoğunlukla seçilir.
  • Bakanlık görevi ile başbakanlık aynı anda yapılabilir. Nitelikleri:
  • Askeri zafer sonucudur (l. İnönü).
  • Anayasadan çok ihtilal beyannamesine benzer.
  • Tüm yetki meclisindir.
  • Meclis hükümeti sistemi getirilmiştir.
  • Osmanlı Devleti yok sayılmıştır.
  • Şeriat maddesi ile Halifelik etkisiz kılınmış, oluşabilecek tepkiler önlenmiştir.

1924 ANAYASASI (10 Nisan 1924):      

1921 Anayasası o günün şartlarında hazırlanmıştı. Kurtuluştan sonra da günün ihtiyaçlarını karşılayamıyordu. O sebeple 105 maddelik yeni bir anayasa hazırlandı. Buna göre:

  • Devletin dini İslam, dili Türkçe, başkenti Ankara’dır.
  • Türkiye bir Cumhuriyet1 tir.
  • Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur.
  • *TBMM üyeleri 4 yılda bir seçilir.
  • Seçmen yaşı 22, seçilme yaşı 30’dur.
  • Yasama, yürütme TBMM’ye aittir. Yürütme, Bakanlar Kurulu eliyle yapılır.
  • Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından kendi üyeleri arasından 4 yıllığına seçilir. Yeniden aday olabilirler. Başbakanı atar, başbakan da bakanların atamalarını yapar, Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulur.

Not-1: 1921 ve 1924 anayasaları laik nitelikte değildir. 1928’de çıkarılan bir kanunla “Devletin dini islam’dır.” maddesi Anayasa’dan çıkarılmıştır.

Not-2: 1921 ve 1924 anayasalarında “güçler birliği ilkesi* geçerlidir. 

 

1961 ANAYASASI:

27 Mayıs İhtilalinden sonra Cemal Gürsel başkanlığında kurucu meclis tarafından hazırlandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi

  1. Millet Meclisi
  2. Cumhuriyet Senatosu’ndan meydana gelir.

 

  • Yürütme, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’na verilmiştir.
  • Yargı bağımsız mahkemelere verilmiştir.
  • Sosyal Hukuk Devleti esası getirilmiştir.
  • Çalışma teşkilatları kurmak serbesttir.
  • Anayasa mahkemesi kurulmuştur.
  • Cumhurbaşkanı TBMM üyeleri içinden 7 yıllığına ve bir sefere mahsus seçilir.
  • Devlet Planlama Örgütü kurulmuştur
  • Nispi temsil sistemi getirilmiştir.

1982 ANAYASASI:

Terörün ve ekonomik istikrarsızlığın çok arttığı, ülkenin iç savaşın eşiğine geldiği bir zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Yeni bir anayasa hazırlatıldı. Bu anayasa kurulan Danışma Meclisi ve Milli Güvenlik Konseyi’nin onayından geçmiş ve halkın oyuna sunularak kabul edilmiştir. Buna göre;

Cumhuriyet Senatosu kaldırılmıştır.

  • Meclis 400 milletvekilinden oluşur.
  • Anayasa’nın 1. maddesindeki devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hükmü, 2. maddesindeki cumhuriyetin niteliklerini (demokratik, laik, sosyal hukuk devleti) içeren hüküm ve 3. maddedeki bölünmez bütünlüğü, dili, bayrağı, milli marşı ve başkentini belirten hükümler değiştirilemez, değiştirilmesi teklif edilemez.
  • TBMM seçimleri 5 yılda bir, cumhurbaşkanlığı seçimleri 7 yılda bir yapılır. Cumhurbaşkanı yeniden seçilemez.

Not: 1924,1961 ve 1982 anayasalarının ortak özellikleri;

  • Ulusal hakimiyeti her şeyin üstünde tutması
  • TBMM’nin üstünlüğünü korumaları
  • Cumhuriyet rejiminin değiştirilemez olmasıdır.

Hakkında Yorgun

Yorgun... Bir tarih öğretmeni... En iyisini bildiğini iddia etmiyor... Öğrenmeye ve bildiğini,bildiği kadarıyla öğretmeye çalışıyor...

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.