SSCB Yönetimindeki Türk Topluluklarının Durumu

SSCB Yönetimindeki Türk Topluluklarının Durumu

Yusuf AkçuraGeçici hükûmeti deviren Bolşevik yönetimi, Orta Doğu, Güney Kafkasya, Iran yöresinde etkili güç olan İngilizlerin desteklediği Türklerin ve diğer milletlerin giriştiği bağımsızlık hareketlerine engel olmak için onlara kendi kaderlerini tayin etme hakkı tanıdı. Bu karar Sovyet Rusya’nın o günkü şartlarda zaman kazanmak için uyguladığı bir oyalama politikasıydı. İlk olarak Kazan Türkleri,

Ufa şehrinde 29 Kasım 1917’de “İdil-Ural Devleti” ni;

Kazaklar, 13 Aralıkta “Alaş Orda Özerk Cumhuriyeti”ni

yine aynı tarihlerde Hokand’da toplanan “IV. Müslümanlar Kongresi”nde de “Özerk Türkistan Cumhuriyeti”ni kurdular.

Sovyetler Birliği’nin kurulduğu dönemdeki karışıklıktan yararlanan Türkler, bulundukları bölgelerde bağımsız devletler kurmaya başladı. Başkurdistan Sovyet Cumhuriyeti, Harezm Halk Cumhuriyeti, Türkistan ve Kırgız muhtar cumhuriyetleri bunlara örnek verilebilir. Bu gelişmelerden rahatsız olan Sovyet yönetimi, 1920 yılının sonlarına doğru Türk devletleri üzerinde doğrudan hâkimiyet kurmaya yöneldi.

SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN ASİMİLASYON SİYASETİ

Kırım Ahıska Türklerinin 1944 Sürgünü

Çarlık Rusyası döneminde işgal edilen Türk topraklarında asimilasyon (Ruslaştırma) politikası başlatıldı. İlk olarak Türkler Hristiyanlaştırılarak asimile edilmeye çalışıldı. Bu bölgede Rus okulları açılarak Türklerin kültür ve dillerinin de değiştirilmesi hedeflendi. Türk ailelerinin Rus okullarına rağbet etmemesi asimilasyon politikasını etkisiz hâle getirdi.

SSCB döneminde Türk illeri ele geçirildikten sonra Rus harita ve kitaplarında “Türkistan” isminin kullanımı yasaklandı. Ardından Türkistan beş ayrı cumhuriyete bölündü. Türkler arasındaki birlik ve beraberliğin bozulması amacıyla farklı lehçelerin kullanılması yaygınlaştırıldı. Özbek, Kazak, Kırgız ve Türkmenlerin zorla Türkleştirildikleri ileri sürüldü. Buna bağlı olarak da bu milletlerin dillerinden, kendilerine has tarihlerinden ve edebiyatlarından sistemli bir şekilde bahsedildi. Böylece Türkistan’daki Türk toplulukları içerisinde Özbekçilik, Kazakçılık, Türkmencilik, Kırgızcılık gibi boy/asabiye duyguları ortaya çıkarılarak birlik bozulmaya çalışıldı.

Sovyetler, 10 ciltlik bir “Sovyet Birliği Tarihi” yazdırma kararı aldı. Eserde Rus olmayan milletlerin özel tarihî gelişimini açıklayan bölümlerine yer verilmedi. Edebiyatta millî ruhu konu alan eserler yasak edildi.

Sovyetler, bu Türk illerinde sistematik bir şekilde önce cami ve mescitleri tahrip edip bunlara ait vakıfların mal ve mülklerini devletleştirdi. Din adamı yetiştiren okul ve medreseleri kapatıp ileri gelen Müslüman din adamlarını hapis ve sürgün ettiler. Geri kalan az sayıdaki cami ise açık olmakla birlikte ibadete kapalıydı.

Ekonomik kalkınmayı sağlamak iddiasıyla, yüz binlerce Türk, işçi sıfatıyla Azerbaycan ve Türkistan’dan alınıp Sovyetlerin diğer bölgelerine yerleştirilirken buralara Rus ve Rus olmayan başka milletleri yerleştirdiler. Senelerce devam ettirilen bu göç hareketinin maksadı Rus olmayan milletleri bir potada kaynaştırmak ve onların millî duygularını yok etmekti.

Ruslar, Türkiye ile Türkistan’ın kültürel bağlarını da koparmak istediler. Bunun için 1924’te Arap alfabesinden Latin alfabesine geçerken 1928’de Türkiye’nin Latin alfabesini kabul etmesi üzerine Türkler için “Rus Kiril” harfleriyle karışık bir Latin harf sistemine geçiş yaptılar.

Prof. Dr. Mehmet SARAY, Kazak Türkleri Tarihi”Kazakların Uyanışı”, s. 105-115

SSCB politikalarının günümüzdeki Türk dünyasına kültürel etkileri neler olmuştur?

 

A ZEKİ VELİDİ TOGAN

A Zeki Velidi Togan

10 Aralık 1890 tarihinde Başkurdistan’da doğdu. 1909 yılında “Türk Tarihi ve Arap Edebiyatı Tarihi Muallimi” oldu. 1911 sonlarında Türk ve Tatar Tarihi adlı kitabı yayımlandı. Bu çalışmaları sonucunda Kazan Üniversitesi Arkeoloji ve Tarih Cemiyetine üye seçildi.

1913-1914 arasında Türkistan’da yaptığı araştırmalar sırasında Fergana’da Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig” adlı eserinin yeni bir nüshasını buldu. 1916’da Rus Millet Meclisi Dumada Ufa Müslümanlarının temsilcisi olarak Petersburg’a gitti. Bu sırada Bolşevik İhtilali patlak verince o da Türklerin durumunun düzelmesi için mücadeleye başladı. Bu nedenle Bolşevik yönetimiyle defalarca görüşmesine rağmen sonuç alamayınca Türkistan’a çekilip Enver Paşa ile çalıştı. Basmacı Hareketi’nin içinde bulundu. Türkistan Millî Birliğinin kurucusu ve ilk başkanı oldu.

Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi ile Fuat Köprülü, Rıza Nur, Yusuf Akçura’nın daveti üzerine Türkiye’ye geldi. 20 Mayıs 1925’te Türkiye’de Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Encümenine tayin edildi.

1935’te doktora çalışmalarını bitirdikten sonra Avrupa’nın çeşitli üniversitelerinde ders verdi. 1939’da talep üzerine Türkiye’ye gelerek İstanbul Üniversitesinde Umumî Türk Tarihi Kürsüsünü kurdu ve ordinaryüs profesör oldu. Zeki Velidi Togan 26 Temmuz 1970’te İstanbul’da vefat etti.

Hakkında Yorgun

Yorgun... Bir tarih öğretmeni... En iyisini bildiğini iddia etmiyor... Öğrenmeye ve bildiğini,bildiği kadarıyla öğretmeye çalışıyor...

İlginizi Çekebilir

Uzak Doğu’da Yeni Bir Güç: Japonya

D. UZAK DOĞU’DA YENİ BİR GÜÇ: JAPONYA XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar derebeylik (feodal) düzenin …

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.